BİNGÖL VE GÖÇMEN KUŞLARI

Hepiniz şu hikayeyi iyi bilirsiniz;
Göçmen kuşla, serçenin hikayesini.
Bu hikaye yaşandıktan sonra, ihanetin adı bir göçmen kuşa, 
sadakatin adı ise; bir serçeye verilmiş.
Küçük bir şehirde kesişmiş yolları ve dost olmuşlar.
Göçmen kuş, serçenin hem memleketine sığınmış, hem de yabancı memlekete kendine yarenlik edecek bir arkadaş bulmuş.
Göçmen kuşun derdi baharı ve yazı verimli ve güzel geçirmek.
Serçe ise gönlünü kaptırmış göçmen kuşa…
Göçmen kuş öyle güzel ve duygusal şeyler anlatmış ki serçeye, serçe mest olmuş, kendinden geçmiş… Nereden bilsin ki göçmen kuşun gittiği her diyarda yaşadığı buymuş, 
Nereden bilsin göçmen kuşun kendisiyle gönül eğlendirdiğini…
Mevsim bitmiş, tersine göç başlamış.
Göçmen kuş, “gitme zamanı.” demiş.
Serçe, “gitmesen, burada benim memleketimde beraber yaşasak, hiç ayrılmasak olmaz mı?” demiş.
Göçmen kuş, “olmaz, ama istiyorsan sen benimle gelebilirsin.” demiş.
Garip serçe daha önce memleketinden hiç ayrılmamış, bilmez onların uçsuz bucaksız dünyalarını.
Göçmen kuşun gitmekte kararlı olduğunu görünce, serçe bir karar vermek zorunda kalmış.
Sevdayı, memlekete tercih etmiş, düşmüşler yollara.
Az gitmiş, uz gitmişler.
Serçe, küçük ve zayıf kanatları ile güçlü kanatları olan göçmen kuşunu takip etmekten yorulmuş ama nafile…
Bir süre sonra, bir okyanusun üzerine gelmişler.
Serçe için okyanus gökyüzünden daha büyük ve daha uçsuz bucaksız…
Serçe, göçmen kuşa; “ben artık uçamam, bittim.” Demiş.
Bu feryat göçmen kuşun çokta umurunda olmamış, devam etmiş yoluna.
Bir iki feryattan sonra göçmen kuş ardına bir iki bakmış, serçeye;
“Seninle sevdamız buraya kadar…” demiş, güçlü kanatlarını daha bir hızla çırpmış ve gözden kaybolup gitmiş.
O günden sonra göçmen kuşun adı; ihanet.
Serçenin adı ise; sadakat olmuştur. 
Serçenin akıbetini burada bir kez daha ifade edip, yaranızı deşmeyelim.
Nereden çıktı bu hikaye diye merak etmişsinizdir,
Hemen söyleyeyim;
Benim küçük memleketim Bingöl’de,
yapılacak her seçimden önce doluşan göçmen kuşları ve onlara gönül veren serçe yürekli hemşerilerimi görünce aklıma geldi. Hepimiz o kadar alışmışız ki, 
Göçmen kuşlar öyle, mevsimi geldi mi giderler.
Bizim sermayemiz, saflığımız ve sadakatimizdir.
Sadık olmak güzel ama artık fazla saf olmayalım.
Bugün veya yarın, en geç üç gün sonra, hepiniz gideceksiniz göçmen kuşlar…
Haa unutmadan, güzel bir Urfa türküsü, ama sanki bizim siyasetçiler için söylemişler;
Türküde diyor ki;
“Göçmen kuşlar yuva yapmış oy aman aman, bir kuş kadar olamadım oy aman aman…”
Bingöl’e siyaset yapmaya gelecekseniz, bir kuş kadar olun ve burada başınızı sokacak bir eviniz olsun, yalancıktan da olsa.
Yolunuz açık olsun,
Güle güle…