Van’da kafatasında kırık, bedeninin farklı yerlerinde ısırık, gözünde morluk ve cinsel istismar bulgularının bulunduğu 38 günlük bir erkek bebeğinin ölümü, bizi bir kez daha toplumumuzun kanayan bir yarası olan çocuk istismarı konusunda yazma ve konuşma ihtiyacını doğurmuştur.
İstismar, hangi alanda olursa olsun kulağa o kadar itici ve soğuk geliyor ki, telaffuzu bile mide bulandırıyor. Hele hele bu istismarlardan bir tanesi var ki, hangi açıdan ve hangi boyutundan bakarsan bak iğrenç. Bütün bu cinsel istismar eylemlerine bakıldığında, maalesef bu cinsel istismar eylemlerin çoğu ilk önce aile içinde, komşular tarafından ve sokakta yaşça kendisinden büyük arkadaşları tarafından çocuğa yapılmaktadır.
Bütün bunlardan sonra çocukların nasıl büyük bir tehlikenin içinde oldukları bilinmelidir. Ve cinsel istismar asla ve asla görmemezlikten gelinmemelidir. Çünkü cinsel istismarın bir sonra ki aşaması tecavüzdür.
Son yayımlanan TÜİK verilerine bakıldığında küçük yaşlarda yine aile içinde ve çevresinde tacize ve tecavüze uğrayan çocuk sayısı az değildir.
Kadın, erkek, yetişkin, akraba, yabancı, komşu, dost, arkadaş hata anne baba tarafından çocuklara istismar uygulanabilmektedir. Bütün bunlar çocukların nasıl bir tehlike ile karşı karşıya olduklarını göstermektedir.
Peki, biz çocukları bu tehlikelerden nasıl koruyacağız?
Böyle bir kabusun varlığı hangimizi rahat uyutur?
Siz bu hasta ruhlu tacizcileri dış görünüşlerinden tanıyabilir misiniz?
O zaman hep beraber sesli düşünelim peki ne yapacağız?
Çözüm yolları;
Öncelikle ve kesinlikle, toptancı bir mantıkla bütün insanları kötüleyerek, çevremizdeki herkesi güvenilmez görerek, çocuğu gözümüzün önünden ayırmayarak, sürekli acaba çocuğumun başına bir şey gelir mi diyerek, cinsellik bir öcüdür fikrini aşılayarak bu işin üstesinden gelemeyiz zaten bu yaklaşım doğru da değildir.
Çünkü bu çocuk yarın büyüyecek ve bir yetişkin olacaktır. Bu çocuğun büyüdüğünde cinsel hayatını, insanlara bakışını, anne ve babaya olan güvenini, kısacası bütün hayatını olumsuz etkilemiş olacağız bu olumsuz durum bireyi toplumda problemli bir hale getirecektir.
Bizim burada üzerinde duracağımız ve dikkat edeceğimiz ana noktalar özetle şunlardır;
-Çocuğunuza, ‘’istemediğin sürece kimse sana dokunamaz, seni öpemez. Bunu sen istemediğin zaman biri yaparsa mutlaka bize söyle.’’ bu durumu çocuğa mutlaka benimsetin. Çocuğa tepki vermesini ve hayır demesini öğretmelisiniz çocuğun davranışından rahatsız olduğu kişileri mutlaka takip etmeli ve uyarmalısınız.
-Özellikle aile içinde, bakıcılarda, diğer aile bireylerinde, bazen iyi niyetli de olsa bu tarz davranışları sıklıkla gözlemleyebiliriz. Ancak bu çocuğu rahatsız ediyorsa kesinlikle son verilmelidir(Kabul edilebilir, doğal olan sevgi dokunması ile istismar arasında elbette fark vardır. Bu farkı duygularımız bize anlatır. Dostça dokunuşlar mutlu eder rahatlatır, ancak taciz dokunmaları kendinizi tuhaf ve kötü hmenize neden olur)
-Dokunmak, sevgiyi göstermek bir ihtiyaçtır ve bu tüm yaşamımız boyunca olmalıdır ve olacaktır.
-Tacizden korunmanın en önemli yolu bilgi sahibi olmaktır.
Çocuğunuzun tacize uğradığını anlamanız açısından bilmeniz gerekenler;
Cinsel bölgelerinde sağlık açısından sorun oluştuysa, dokunmaya tepki gösteriyorsa, fiziksel nedenlerle alakalı olmayan karın ağrıları varsa, huzursuzsa, gece uykuları bozulduysa, altını ıslatmaya başladıysa, yaşından büyük cinsel davranış ve sözler içindeyse, evden kaçmayı düşünüyorsa, intihar eğilimi gösteriyorsa, yemek düzeninde sorun yaşıyorsa, içine kapanıp eski şeylerden zevk almıyor, arkadaşlarından uzaklaşıyorsa, huysuzsa, saldırganlık gösteriyorsa, genel olarak başarısında düşüş varsa, insanları düşman gibi görüyorsa, çocuğunuz bu ve buna benzer durumları yaşıyorsa…
Mutlaka bir uzmana danışarak durumu araştırın.
-Tacize uğrayan çocuk kesinlikle yalnız bırakılmamalıdır.
-Küçük çocuğunuz için kontrolü çok daha zor olduğundan bakıcılarla çalışmak yerine okul öncesi eğitim kurumlarını tercih edin.
Sonuç olarak; yaşadığımız toplumda maalesef küçük çapta da olsa bu taciz olayları çokça yaşanmıştır ve bunlar yıllarca saklanmış bu durumda yapanın yanına kar kalmıştır. Bu olayların gizli kalmaması bir başkasının çocuğunun başına aynısı ve daha ileri olanı gelmeden bunları konuşalım. Bunları konuşalım ki çocuklarımız, ebeveyn, toplum, eğitimciler bilinçlensin bu olaylar gizli saklı olmaktan çıksın, ve bu yaşananların çocuğun suçunun olmadığını çocuk bilsin.
Toplumun bu konularda mutlak anlamda bilinçlendirici eğitimlerden geçirilmesi, bu tür çirkin eylemlere yeltenenlerin vazgeçmesi ve caydırıcı olması için ceza-i müeyyidelerin mutlak anlamda arttırılması gerekmektedir. Bu hususta gerekli adımların zaman kaybedilmeden atılacağını ümit ediyoruz.