BAŞKANLIK… AMA NİYE?
Türkiye de son günlerde en güncel tartışmadır başkanlık sistemi.
Peki nedir bu başkanlık; gazete köşelerinden, televizyon programlarına, kahvelerden, okul sıralarına kadar heryerde ve herkeste aynı konu.
Sistemin karları-zararları ülkeye uygun mu değil mi, konuları dahi herkesçe saatlerce hatta sürekli konuşuluyor.
Peki başkanlık sistemi nedir?
Yasama ve yürütme erklerinin ayrı ayrı organlara verildiği sistemin adıdır. Katı ve sert kuvvetler ayrılığı ilkesine dayanır.
Başkanlık sisteminde yasama ve yürütme erkleri ayrı ayrı seçilir. Dolayısıyla birbirlerine müdahale etme durumları yoktur.
En önemlisi erklerden birinin diğerini ortadan kaldırma, yetkisini gaspetme gibi bir durumu yoktur.
Bu iki erkin yetkileri aynıdır, ufak nüanslar olabilir, bu iki erkin kendileri ve kaynakları ayrı ve bağımsızdır.
Bu sistemin en bariz özelliği; yürütme organı tek kişiliktir. Ülkemizde herkesin bildiği parlamenter sistemdeki gibi bir başbakan ve cumhurbaşkanından müteşekkil değildir. Yürütmenin başı başkandır, başkan aynı zamanda devletinde başıdır.
Başkanlık sisteminde başkanı, yasalarla belirlenen süre zarfı için halk seçer, bilindik seçim gibi.
Seçilen başkan yasama organının güvenoyundan geçmez, belirleyici halk olduğu için yasamanın güvenine ihtiyaç duymaz.
Başta da dediğimiz gibi yasama ve yürütme birbirinden bağımsızdır. Yasama organının güvenine ihtiyaç duymayan başkan da, yasama erkini feshedemez. Onu ortadan kaldıramaz.
Bu sistemin bir başka önemli özelliği, aynı kişi her iki erkte görev alamaz. Başkan, yardımcısı, sekreteri, yasama organının üyesi dahi olamazlar. Başkan yasama erkinin çalışmalarına dahi iştirak edemez. Yürütme erkinin mecliste temsilcileri bulunamaz. Devlet başkanı kanun teklifi dahi veremez.
O zaman herkesin sorduğu soruya gelelim; bu sistemin bize karı nedir, zararı nedir?
Başkalık sisteminin karları olduğu gibi zararları da vardır.
Karları;
-Başkan belirlenen süre zarfı için seçildiğinde güven oyuyla düşürülemez, buda istikrarlı bir yönetim demek. Her şeyden önce sistem tıkanmaz.
-Halkın seçtiği bir başkan politikalarını uygulamaktan çekinmez ve yönetimde daha etkin olur.
-Hesap sorulması gerektiğinde, muhattap belli ve tektir.
-Ülke olarak yaşadığımız en büyük sıkıntı, kararların geç alınmasıdır. Başkanlık sistemiyle bu süreç daha seridir, çünkü yürütme tek bir kişinin elindedir.
Zararları;
-Fayda olarak değerlendirdiğimiz, belirlenen süre zarfı için seçilen başkan görevden düşürülemediği için, halkın beklentilerine cevap veremediği takdirde bir sonra ki seçime kadar koltuğunda kalması.
-Köklü bir devlet geleneği yapısına sahip olmayan ülkelerde, yasama erki ve başkan politikalarda birbirleriyle anlaşamıyorlarsa, bu uyuşmazlık sürekli krizlere neden olabilir. (Gerçi parlamenter sistemde de, biz bunun Ahmet Necdet Sezer ve Recep Tayyip Erdoğan arasında yaşandığını çokça gördük.)
-Başta da dediğimiz gibi yasama ve yürütme erklerinin ikisi de halk tarafından seçildiği için, birbirleriyle uyum sağlayamadıkları ve her ikisi de haklı olduklarını savundukları bir durumda, sistem kilitlenebilir, meşruluk sorunu yaşanır.
-Başkanlık sistemiyle ilgili en fazla endişe duyulan konu; bence de doğru bir endişe, iktidarın bireyselleşmesidir.
Sonuç olarak; başkanlık sisteminin yararları yanında zararları da vardır. Ancak doğru bir altyapı hazırlığı ile faydasının ve geleceğe taşıması açısından, zararlarından daha çok olduğunu, ülke olarak yaşadığımız en büyük sorun olan sistemin tıkanıklığının giderileceğini söyleyebiliriz.
Bu sistemin bir diktatörlüğe dönüşmemesi ve kişiselleşmemesi için bugün başkanlık seçimini hararetle savunan ve isteyenlerin, yarın nasıl yönetilmek istediklerini düşünerek savunmaları ve istemeleri gerekmektedir.
Bir yola çıkılmıştır, vatana ve millete hayırlı olmasını diliyorum.