TÜRKİYE’NİN BİR RENGİ: ZAZALAR
YAZI DİZİSİ -5
Bu makale, Türkiye Günlüğü’nün Kış 2013, 113. sayısında (sayfa 57-78) yayınlanmıştır. TÜRKİYE’NİN BİR RENGİ: ZAZALAR Yazı Dizisi 7 makale şeklinde sizlere sunuyoruz. Zazalar ile ilgili her şeyi bu yazı dizisinde bulabilirsiniz.
Birçok konuda tartışma ve mücadele halinde olmalarına rağmen Zazaların Kürt olduğu, dillerinin Zazacanın bir lehçesi olduğu tezi farklı fikir, ideoloji ve eylem türünü benimsemiş ılımlı ya da radikal, İslamcı yada laik bütün Kürt grupları tarafından iddia edilmekte ve öne sürülmektedir. Kehl Bedrogi, Kürt milliyetçilerinin Zazalara karşı bu tutumlarını, ” diğer taraftan Kürt milliyetçiliği Zazaların Kürtlerle aynı kökenden geldiğini belirtmiş ve bu tezlerini desteklemek için Zazaca’yı bir lehçe olarak ilan etmişlerdir” şeklinde özetlemektedir.[69]
Kürt milliyetçileri Zazaların Kürt olduğuna dair iddialarını kanıtlamak için tarihi Zaza figürlerini Kürt olarak ilan etmekte ve Şeyh Sait ve Seyit Rıza gibi Zaza kökenli kişilerin Kürdistan için savaştığını iddia etmektedirler. Fakat Zaza hareketi içindeki Zazalar onların Zaza olduğunu Kürt olmadıklarını ve Kürtlerin onların yanında da değil devletin yanında bulunduklarını savunmaktadırlar.[70] Ayrıca Kürt milliyetçileri Zazaların Kürt olduğunu ispat etmek için genelde, iç (Kürt milliyetçilerinin yayınları) ve doğulu eski kaynakları ön plana çıkarmaktadırlar. Bunlardan Lezgin Arap, Türk ve İran kaynaklarının Zazaları Kürtlerin bir parçası olduğunu ve hiçbirinin aksini iddia etmediğini ifade etmektedir.[71]
Kürt milliyetçileri Zaza hareketine karşı mücadele etmek için farklı teknik ve taktikleri uygulamaktadırlar. Bu bağlamda dış düşmanların suçlanması en bilinen ve etkili yöntem olmaktadır. Kürt milliyetçileri kendilerinin “Zaza Problemi” için Devleti ve Ermeni akademisyenleri bu bağlamda suçlamaktadırlar. Kürt milliyetçileri genel olarak Zaza hareketinin MIT tarafından oluşturulduğunu milli istihbarat teşkilatının bu komplonun arkasında olduğuna iddia etmektedirler. Abdullah Öcalan’da bu fikirdedir.[72] Diğer taraftan bazı Kürt milliyetçileri diğer batılı bilim adamlarının yanında Ermeni bir kaç akademisyenin Zazalar hakkında makaleler yazmasını bir komplo havasında sunmakta ve “Zaza Problemi” için Ermenileri suçlamaktadırlar.[73] Onlar aynı zamanda bu Ermeni yazarların Kürtleri bölmek istediğini iddia etmektedirler.[74] Bir başka Kürt milliyetçisi ise Ermeni akademisyenlerin Zazalar üzerine çalışmalarını tarihi Ermeni Kürt karşıtlığının da etkisi ile emperyalizmle ilişkilendirmektedir.[75]
Kürt milliyetçileri tarihi düşmanlıklardan ötürü birkaç Ermeni akademisyenin Zazalar üzerine çalışmasını komplo olarak öne sürmelerine karşılık Zazalar üzerine en fazla çalışma yapan ya da Zazaların Kürt olmadığını ispat edenler kesinlikle Ermeniler değildir. Bu konuda Almanların tartışmasız üstünlüğü vardır. İlk Zazaca derlemeleri yapan Lerch Alman olduğu gibi ilk defa Zazacanın Kürtçe olmadığını ispat eden Mann-Haddank’ta Alman’dır. Öte yandan Zazaca üzerine ilk enstitü de Almanya’da açılmıştır.[76] Zazacanın okullarda öğretilmeye başlanması Avrupa ve özellikle Almanya’da olmuştur.
Kürt milliyetçileri aynı zamanda Zazalarla ilgili kültürel ve akademik faaliyetleri engellemeyi de bir yöntem olarak benimsemişlerdir. İlk başta İrani diller konusunda uzman olan Haddank’ın 1930′larda Zazalar hakkında çalışması meşhur Kürt milliyetçilerinden Celadet Bedirhan tarafından engellenmeye çalışılmıştır.[77] Yine Tunceli üniversitesinde Zazaca’nın öğretilmeye başlanmasını protesto etmek için Kürt milliyetçisi öğrenci grubu eylem yapmıştır.[78] Bingöl üniversitesinin Zazalar üzerine uluslararası konferans düzenlemesi Kürt milliyetçisi gruplar tarafından protesto edilmiştir.[79]
Bazı durumlarda Kürt milliyetçileri Zazalara ilişkin faaliyetleri fiziksel güç kullanarak engellemeye çalışmaktadırlar. Sait Çiya Kamer Özkan’ın Zazacı olduğu bahane edilerek radikal Kürt grupları tarafından öldürüldüğünü, Avrupa’da Zazalar tarafından organize edilen kültürel aktivitelerin Kürt milliyetçisi gruplar tarafından fiili saldırılara maruz kaldığını, Avrupa Birliğince İstanbul’da yapılan azınlık grupları toplantısında Zaza katılımcının konuşmasının Kürt milliyetçisi gruplarca engellendiğini belirtmiştir.[80] PKK’da Zazalar karşısında inisiyatif almış 2009 yılında Tunceli’de dağıttığı bildirilerle Zaza hareketini tehdit etmiştir.[81]
Diğer taraftan Kürt milliyetçisi adayların 2011 genel seçimlerinde Zaza bölgelerinde yenilgiye uğramaları ya da beklenenden daha az destek bulmaları Kürt milliyetçilerinin Zazalara karşı tehdit ve fiili tecavüz şeklindeki saldırılarını artırmalarına neden olmuştur. Bu bağlamda Abdullah Öcalan seçimden hemen sonra PKK’ya Zaza hareketini hedef göstermiş[82] akabinde PKK, Zazalara karşı eylemlerini yoğunlaştırmış Zaza sivillere ve politikacılarına saldırılarını başlatmıştır. PKK Zaza işadamlarını[83] ve sivilleri kaçırmış ve öldürmüş,[84] Zaza bölgesindeki inşaat şantiyelerini yakmış, isçileri kaçırmış,[85] önde gelen Zaza politikacılardan birinin akrabasını öldürmüştür.[86]
Kürt milliyetçileri komplo teorileri dışında iki faktörün Zaza hareketinin oluşmasında etkili olduğunu düşünmektedirler. En başta Kürt milliyetçileri kendilerini suçlamakta ve bazı Kürt milliyetçilerinin Türkiye’de Kürtlerin tamamına yakının konuştuğu Kurmanci lehçesini ön plana çıkarmalarının Zazalarda tepkiye neden olduğunu belirtmektedirler. Ayrıca Sovyetler Birliğinin çökmesinin sosyalist Kürdistan devrimine olan inancı kırdığını ve bunun da bölgeci Zazacı eğilimlere boşluk yarattığını düşünmektedirler.[87]
Kürt milliyetçilerinin iddialarının aksine Türkiye’de devletinin resmi pozisyonu da Kürt milliyetçilerinin lehçeci tezini desteklemektedir. Bu desteğin birçok kanıtı bulunmaktadır. Örneğin, devletin resmi televizyonu PKK ve diğer Kürt milliyetçileri ile paralel şekilde Zazaca’yı Kürtçenin bir lehçesi olarak tanımlamaktadır.[88] Ek olarak Kürtçe yayın yapan TRT6 da Zazaca programlar yapan Muhammed Dara Akar da Zazaca’nın Kürtçenin lehçesi olduğunu söylemektedir.[89]Hatta Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı da aynı şekilde Zazaca’yı Sorani ile birlikte Kürtçenin bir lehçesi olarak tasnif etmiştir.[90] Son olarak 2012-13 öğretim yılının hemen öncesinde yayınlanan ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Zazaca’nın öğretilmesi amacıyla hazırlanan kitapta, Zazaca’nın Kürtçenin bir lehçesi olarak sunulduğu ve Kürt milliyetçileri tarafından kullanılan alfabenin esas alındığı görülmektedir.[91] Milli Eğitim Bakanlığının bu politikası ile Kürt milliyetçilerinin temel sorunlarından biri olan “dil sorunu” Zazaca lehçeleştirilerek Kürt milliyetçileri lehine çözümlenmiş durumdadır. Ayrıca her ne kadar Zazalar aksini iddia etseler de devlet ve Kürt milliyetçileri ortak olarak Dersim ve Şeyh Sait isyanının Kürt isyanı olarak tanımlamaktadırlar. Zaza hareketi, devletin Kürt milliyetçilerinin tarafında olmasından ve Kürt milliyetçilerinin inkarcı tutumlarından rahatsızdırlar.[92]
Özet olarak Zazalara karşı devletin bakış açısı ile Kürt milliyetçileri ve PKK’nin bakış açısı arasında kayda değer bir fark bulunmamaktadır. Kısacası her ikisi de Zazaları Kürtlerin bir alt grubu olarak görmektedir.
Öncelikle 80 yıldır onlarca bilim adamının yüzlerce bilimsel çalışmada ortaya koyduğu “Zazaca’nın ayrı bir dil, Zazaların ayrı bir halk olduğu” bilimsel gerçeğinin ret ve inkarının temel açıklaması yaygın ve yoğun cehalettir. Cehalet toplumun sadece alt ve orta katmanlarında değil okumuş üst katmanlarında da vardır. Buna ilişkin örneklerinden biri 2012 yılında RTÜK’ün Zazacanın sınıflandırmasına ilişkin uluslar arası tasnifleri hiçe sayıp Zazacanın konumunu inkarcı bir bakış açısına sahip Kürt enstitüsüne sormasıdır. Akabinde de bilimsel onlarca eserin ortaya koyduğu realiteye rağmen Zazacanın varlığı inkar edilerek Zazaca lehçe olarak tanımlanmasına karar verilmiştir.[93]
Bu cehaletin bir sebebi de geleneksel uygulamalara güven ve etnisite konularından duyulan korkulardan kaynaklanmaktadır. Ayrıca devlet ve genel Türk kamuoyunda yeni bir etnik grubun yeni bir etnik sorun olduğu algısı bulunmaktadır. Avrupa’da ilk Zaza hareketinin ortaya çıktığı “Zazaların Kürt olmadığını ayrı bir etnik grup olduğunun Zazalar tarafından ilk kez ilan edildiği 1980’lerde Türkiye’de en çok satan gazetelerden birinin manşeti “ve simdi Zaza sorunu” seklindedir. Bu bakış açısı alışılan etnik gruplamanın değiştirilmemesi ve dolayısıyla Zazaların etnik tanımlanmasının “Zazalar Kürt’tür” şeklinde sabit kalmasını gerektirmektedir.[94]
Bir diğer etkende Osmanlıda uygulanan millet sistemi uygulamasının sekil değiştirerek devam etmesidir. Osmanlı devleti döneminde küçük parçalar bütünleştirilerek yönetilmeye çalışılmış ve farklı gruplar tek bir kompartıman olarak düşünülmüştür. Osmanlı devletinin bu yaklaşımı Makedonlara karşı da uygulanmış ayrı bir Makedon kimliği reddedilerek bu grup Bulgar kompartımanına dahil edilmiştir. Bu yaklaşım Bulgar milliyetçilerinin Bulgar saydıkları Makedonlar adına Selanik çevresinde ve günümüz Makedonya’sında binlerce Müslümanı katletmelerine ortam sağlamıştır. Osmanlı’nın bu yaklaşımı sonucunda ayrı bir Makedon milletinin oluşması bölgenin Osmanlı hâkimiyetinden çıkması ile mümkün olabilmiştir. Bugün Zazalara ilişkin uygulamada bu millet sistemi alışkanlığın etkileri gözlenmektedir. Örneğin devlet Zazaca yayınları ayrı bir kanal kurarak yapma yerine Akar örneğinde de görüldüğü üzere Zazaları Kürt olarak tanımlayanların eliyle TRT6 içinde yürütmektedir.
Ayrıca devlette sürekliliği temsil eden bürokrasinin işleyiş biçimi ve yüksek düzeyli bürokratların profili de bunda etkilidir. Türkiye’de bürokrasi de yükselmek için entelektüel kapasitenin geliştirilmesine gerek bulunmamaktadır. Bu nedenle batılı akademisyenlerin Zazaların ayrı bir etnik grup olduğunu ispat eden sayısı yüzden fazla araştırmaları ve tezleri bürokrasinin alışılmış zihin duvarlarını aşamamaktadır. Buna mukabil örneğin Türkiye’nin komşusu İran’ın vali ve genelkurmay başkanlarından Kürtler üzerine bilimsel kitapları olanlar (Arfa ve Attar) bulunurken onların Türk meslektaşlarının hiç birisinin böyle bir çalışması mevcut değildir. Yine İngilizlerin Erzurum’daki konsolosluk görevlilerinden olan Soane, Rusların Erzurum, Tebriz ve Urumiye’deki diplomatlarının Ortadoğu dilleri üzerine yetkinlikleri ve onların bilimsel çalışmalarına karşılık Türk diplomatlarında böyle bir nitelik gözlenmemektedir. Etnisite ve etniklik üzerine konuşmak ve politika geliştirmekten geleneksel korkuları nedeniyle uzak duran, “millet sisteminin” geleneksel bakış açısının cenderesinden çıkma cesareti gösteremeyen ve rutini yerine getirerek otomatik ya da kulis faaliyetleriyle üst kademelere yükselmiş, entelektüel kapasitesini geliştirme gereğini hmemiş Türkiye’nin üst bürokrasisinin Zazalar konusunda batılı bilim adamlarının 80 yıl boyunca ortaya koyduğu ”Zazaca’nın ayrı bir dil Zazaların ayrı bir halk olduğu” bilimsel gerçeğini yok sayması ya da reddetmesi kadar normal bir şey olamaz.[95]
2-ZAZALAR TÜRK’TÜR TEZİ
Bazı Zazalar ve bazı Türk milliyetçileri Zazaların Türk asıllı olduğunu iddia edegelmişlerdir. Bunlardan Hasan Resit Tankut Zazaların Türk asıllı olduğunu Zaza kelimesinin eski Türkçe de “sak” tas kelimesinden geldiğini ve Zazaların taşlık bölgelerde yasadığı için böyle denildiğini ifade etmektedir.[96] Sevgen ayni iddiayı Dersim Zazaları için tekrarlamıştır.[97] Bu görüş bazı Zaza yazarlar tarafından da tekrarlanmıştır. Bunlara Vartolu Alevi Zaza Şerif Fırat, Zazaların Arap istilası döneminde İranı terk ettiklerini ve zaman içinde Türkçe olan dillerini unuttuklarını belirtmiştir.[98]Diğer bir Zaza Hayri Başbuğ Zazaların doğu Anadolu’yu eski tarihlerde kısa süreliğine kontrol eden Subar Türklerinden geldiğini söylemektedir. YARIN: ZAZA HAREKETİ VE ZAZA KİMLİĞİNİN ORTAYA ÇIKIŞI-1