Zazaların ilk dönem tarihleri hakkında yeterli bilgiler ne yazık ki mevcut değildir. Fakat dilbilimsel deliller Zazaların Kuzey İran bölgesinden geldiğini göstermektedir. Bilim adamları Zazaların soyu hakkında Partlar ve Deylemliler olmak üzere iki halkı ön plana çıkarmaktadırlar. Bunlardan ilki olan Partlar Sasanilerden önce İran’ı yöneten Kuzey doğu İran orjinli bir halk olup, Windfuhr onların dillerinin Zazacaya çok yakın olduğunu belirtmektedir.[13] İranlı tarihçi Kaveh Farrokh’da Zazalarla Partların güçlü bağı olduğuna işaret etmektedir.[14] Zazaların soyu ile ilgili olarak on plana çıkan bir diğer halk da Deylemlilerdir. İrani diller konusunda uzman olan MacKenzie dilbilimsel kanıtlara dayanarak Zazaların Hazar denizinin güney ucundaki Deylem bölgesinden geldiğini belirtmektedir.[15] Deylemliler Sasanilerin başlangıcında Partların orijinal topraklarının hemen batısındaki topraklarda yasayan bir halktı. Yetenekli savaşçılar olarak bilinmelerinden dolayı Abbasiler ve Sasaniler büyük gruplar halinde onları ordularında istihdam etmişlerdi. Abbasi hanedanın düşüşe geçtiği 9. yüzyıldan itibaren Deylemli hanedanlar bugünkü Irak ve İran’ın çoğunu kontrol etmekteydiler. Bu dönemde diğer Deylemli gruplarla birlikte Zazalarında batı İran’a yerleştikleri belirtilmektedir.[16]Bunlardan Büveyhiler Bağdat’ı dahi kontrol altına almış ancak Selçuklularca ortadan kaldırılmışlardır. Diğer taraftan Part ve Deylem tezinin birbiri ile çelişen değil birbirini destekleyen iki tez olduğunu belirtmek gerekmektedir. Çünkü bunlar yaklaşık aynı topraklarda birbirini takip eden iki tarihi halktır. Bu itibarla birbirinin devamı olarak da görülebilir.
Diğer taraftan aşiret isimleri ve bölgelerin isimlendirilmesi de Kuzey İran köken tezini güçlendirmektedir. Tarihi Part topraklarının doğu komşusu olan Afganistan’daki bir aşiretin ismi de Zazai’dir. İlginç olarak bu aşiret Afganistan’ın Baglan bölgesinde de yasamakta olup, bu şehrin söylenişi tamamına yakını Zaza olan Solhan’ın eski adı olan Boglan’a çok benzemektedir.[17] Öte yandan Zazalara en yakın dil konuşan halk olan “Goran” isminin söylenişine çok yakın olan İran’a komşu batı Afganistandaki “Gur” bölgesi ve tarihte bu bölgede yaşamış “Gur” halkı Zaza ve Goranlıların Kuzey İran ve Batı Afganistan kökenli olabileceği tezini güçlendirmektedir.
Ayrıca Zazaların genetiği ile ilgili yapılan araştırmalara göre; Kürtlerle Zazalar yüzyıllardır bir arada yasamalarına rağmen, tarihte Partlarla Deylemlerin yayıldığı toprakların kesiştiği yerlerden olan Tahranda yaşayanlar, Zazalara Kürtlerden genetik olarak daha yakındır. Şaşırtıcı olarak İran Kürtleri Zazalara, Türkiye Kürtlerinden genetik olarak daha yakındırlar.[18] Bu durum Şerefhan’ın İran Kürtlerinin Goran olduğuna ilişkin tespiti ve Goranların da Zazaların dilbilimsel olarak en yakın akrabaları olmaları açısından anlamlı olmaktadır.[19] Böylelikle Şerefhan’ın 1597 yılında söylediğini genetik 2000′li yıllarda doğrulamaktadır.
Bilim adamları Kürtlerin İsfahan civarındaki tarihi anavatanlarından kuzeye ve kuzeybatıya doğru göç etmelerinin, batı İran Zağros bölgesine zaten yerleşik olan Zaza-Goran toplumunu derinden etkilediğini belirtmektedirler. Kürtlerin kuzeye doğru olan bu göçünü Kürt araştırmacı Izady’de İslam, Roma, Yunan ve İran kaynaklarına dayanarak doğrulamaktadır.[20] MacDowal’da Goranların ve Zazaların Kürtler bölgeye yerleşmelerinden önce zaten Zagroslarda olduklarını ve Zazaların Kürtler tarafından Anadolu’ya doğru itildiklerini belirtmektedir.[21] Kürtler ve İrani diller konusunda uzman olan MacKenzie[22] ve Kryenbroek[23] de dilbilimsel kanıtlara dayanarak Kürtlerin göçünün Zazaları yerlerinden ettiğini ve onların daha batıya göç etmelerine neden olduğunu ifade etmektedirler. Yine Fransız dil bilimci ve Kürt uzmanı Lecoq tarihi anavatanları Isfahan civarı olan Kürtlerin kuzeye göçlerinin, Zaza-Gorani konuşulan bölgeyi küçülttüğünü ve Zaza ve Goranların büyük çoğunlukla Kürtler tarafından asimile edildiklerini ancak Zazaların bu asimilasyondan yaşadıkları bugünkü topraklara göçleri neticesinde kurtulduklarını Erbil’de yapılan konferansta belirtmiştir.[24] Ayrıca, Kürtler üzerine önde gelen araştırmacılardan biri olan Bruinessen dilbilimsel olarak Zazaların en yakın akrabaları olan Goranların, fiziksel görünüş, kültür ve dil olarak Kürtlerden farklı olduğunu da ifade etmektedir.[25]
Özet olarak tarihi anavatanları Kuzey İran olan Zaza-Goran gruplarının İslam’dan önce ya da İslam’dan hemen sonra batı İran ve Zağros dağlarına yerleştiklerini ancak Kürtlerin kuzeye göçlerinin onları yerlerinden ettiğini ve Zazaların bugünkü yaşadıkları alanlara yerleşmelerine neden olduğunu söyleyebiliriz.
TARİH:
Zazalar hakkında ilk tarihi kayıtlar 13. ve 14. yüzyıllara kadar gitmektedir. 13. yüzyıldan kalma bir şecerede Zaza (از زا) aşiretinden söz edilmektedir.[26] Yine 1341-1444 yaşadığına inanılan Kaygusuz Abdal aşağıdaki şiirinde Zazalardan bahsetmektedir. İlginç olarak o Zazaları Kürt olarak nitelememekte ayrı bir grup olarak bahsetmektedir.
“Soğanı, arpa ekmeğini Kürd’e ver,
Eğer bu sene çıkar isem yaza,
Öğünü odur, o onu yahşi yer,
Toplayım bir parça Gürcü, Abaza,
Türkmen’e ver yahni ile burmayı,
Elime geçerse on kadar Zaza
Arab’ın önüne döktür hurmayı”
Yolar sakalını kavlak satarım.”[27]
Evliya Çelebi’de Danimarkalı gezgin Carsten Niehbur da Zaza halkından bahsetmektedir.[28] Diğer taraftan Zazalar için sinonim kullanımlardan biri olan Dimili-Dumbili kullanımına çok yakın aşiret isimleri erken dönem İslami kaynaklarda geçmektedir. Yakubi’ye göre 800 yıllarında İrani göçebelerin en batısındaki kabilenin adi Debabile idi.[29] Muhtemelen bu Debabile Botan ve Hakkari yöresine hakim olan ve Kürtler tarafından bölgeden sürülen Zaza Dumbililerin söylenişinin galatıydı. Ayrıca, Anadolu’da kurulan ilk Kürt beyliği ancak Deylemli (Zaza) desteği ile kurulabilmişti. Deylemlilerin tüm Ortadoğu bölgesinde hakimiyetlerini artırdıkları dönemde Mervaniler ortaya çıkabilmişler, hanedanın kurucusu Ebu Ali İbn Mervan Deylemli olan yengesinin onayı ve izni üzerine bölgeye hakim olabilmiştir.[30]
Anadolu’ya göçlerinin akabinde Zazalar beylik ve aşiret konfederasyonu olarak örgütlenmişlerdir. Şerefname’de sayılan Mirdasi, Pazuki, Swedi, Melkişi beylikleri Zaza bölgelerine hakim durumdaydılar. Ancak bu beylikler hakkında ayrıntılı bilgiye sahip değiliz. Kürt tarihçi Şerefhan Zaza halkından ya da dilinden bahsetmez. Sadece Zazalar için sinonim kullanım olan Dimili-dumbulilerden ve Zazaların dil olarak en yakın akrabaları olan Goranlardan bahseder. O İran Kürtlerinin Goran olarak bilindiğini, Siyah Mansur, Cengi, Zengine, Pazuki beyliklerinin Goran olduğunu söyler. (s.15), Bradost’un (s. 330), Kelhurların da Goran (s.354) olduğunu ifade eder. Ayrıca Şerefhan Dunbililerden de bahseder. Dunbililerin Botan ve Hakkâri civarında bulunduklarını ve Kürtler tarafından daha sonraki yıllarda Hoy bölgesine sürüldüğünü anlatır.[31]
Zaza ve Goran beyliklerinin kaderi büyük ölçüde Osmanlının doğuya doğru ilerleyişi tarafından belirlenmiştir. Osmanlının bölgeye hâkimiyetinden önce Zaza ve Goranlar Kürtlerden çok daha geniş araziyi kontrol ederlerken, Kürtler büyüyen yeni süper güç Osmanlı’nın müttefik olmaları nedeni ile Zazala ve Goranlar arazilerinin çoğunu Kürtlere terk etmişlerdir. Bunda Kürtlerin büyük çoğunlukla Sünni veya Yezidi olmalarına karşılık Zaza ve Goranların büyük çoğunlukla Heteredoks Şii olmalarının etkisi bulunmaktaydı.[32] Sonuç olarak Zaza ve Goran beyliklerin çoğunluğu hâkimiyetlerini kaybetmişler ve Zaza ve Goran dili çok daha az alanda konuşulur duruma düşmüştür. Bugün İran da Goran dili çok az bir insan kitlesi tarafından konuşulur haldedir.
Son yüzyıl içerisinde Zazaların tarihinde iki kritik olay meydana gelmiştir. Bunlar Dersim ve Şeyh Said hadiseleridir. Kürt milliyetçilerinin de kabul ettiği üzere Şeyh Said isyanı Zazalarca yürütülmüş bir harekettir. Kürtler isyana çok sınırlı düzeyde katılmışlardır. Hatta büyük çoğunlukla devletle işbirliği içinde olmuşlardır.[33] İsyanın Zaza karakteri bu isyan üzerine çalışmış olan Olson[34] ve Gunter[35] gibi yazarlarca da doğrulanmaktadır. Alevi Zazalarla Sünni Zazalar arasındaki bölgeye yerleşik olan ve önemli bir kısmı Alevi olan Kürtçe konuşan Şadilli aşireti Necip Ağa emrinde orduyla beraber ortak hareket ederek, Karakoçan’dan Mendo boğazına kadar Şeyh Said kuvvetleriyle çarpışmışlardır.[36] Dersim isyanı ise Alevi Zazalar tarafından yürütülmüştür. İsyana katılan aşiretlerin tamamı Zaza’dır. Tunceli’de az sayıda bulunan Alevi Kürtler ise Seyit Rıza’nın yanında yer almamışlardır. İsyanın merkezinde yer alan Nazimiye’nin tek Kürtçe konuşan köyü olan Kimsor köyü, köyün kendi internet sitesine göre tarafsız kalmıştır.[37] Ayrıca bu bölgede bulunan Şadilli aşireti de devletle işbirliği içinde olmuştur.[38] Bölgedeki Kürtlerin (alevi olsun sünni olsun) isyana destek vermemeleri, Zaza hareketince Dersim isyanının tamamen Zaza isyanı olarak takdim edilmesine neden olmuştur.
İlginç olarak Zazalar merkezi otorite ile sürekli olarak sorunlu olmuşlar ve Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti ile hiç bir zaman mutlak manada iyi ilişkiler içinde olmamışlardır. Örneğin II. Abdülhamid döneminde kurulan Hamidiye alayları içerisinde ağırlıklı olarak Kürt olmakla birlikte Türk (Karapapak) ve Arap aşiretleri de bulunmasına rağmen Zaza aşiret alayı bulunmamaktaydı.[39] Yine Zazalar genç Türkiye Cumhuriyetine iki defa en ciddi ayaklanmayla cevap vermişlerdir. Bunlardan ilkine Şeyh Sait diğerine ise Seyit Rıza önderlik etmiştir. Son olarak Zazaların devlet otoritesini güçlendiren 1982 anayasasının en az destekçisi olmaları beklenen bir Zaza davranışı olmuştur.[40]
Bu bağlamda Zazaların PKK ile ilişkisi de ilginçtir. Onlar PKK zayıf iken yanında olmuşlar ancak PKK ve örgütlü Kürt milliyetçiliği güçlenip bir otorite ve baskı merkezi haline gelince ondan uzaklaşmışlardır. Alevi ve Sünni Zazaların PKK’ya destekleri de oldukça sınırlıdır. Zazaların yaşadığı alanlar ağırlıklı olarak dağlık alanlar olmasından dolayı PKK’nın yaptığı eylemlerin çok önemli bir kısmı Zaza bölgelerinde olmasına rağmen Zazalardan PKK’ya katılım oldukça sınırlıdır. 2008, 2009, 2010 yıllarında ölen 407 PKK militanının ancak 3,5’i Zazadır. Ayrıca bu oran gitgide azalmaktadır. 2001, 2002, 2003 yıllarında ölen 255 militanın ise 7,5’i Zaza iken 7-8 yıl sonra bu oranın yarıya düşmesinde yükselen Zaza bilincinin etkisi kadar PKK’nın ve Kürt milliyetçiliğinin baskıcı hale gelmesinin etkisinin olduğu muhakkaktır.[41] Ayrıca PKK Zaza bölgesi olan Dersime yerleşmekte zorluk çektiği, bölgede diğer sol örgütleri tasfiye etmek zorunda kaldığı bilinen bir gerçektir.[42] YARIN: ZAZA DİLİ VE EDEBİYATI