Bugün 28 Şubat... Demokrasi tarihimizin en sancılı dönemlerinden birinin, vesayet odaklarının milli iradeyi hiçe sayarak siyasete müdahale ettiği "post-modern darbe"nin 29. yıl dönümü. 28 Şubat 1997'de gerçekleştirilen ve 9 saat süren o tarihi Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı, Türkiye'nin üzerine yıllarca kalkmayacak bir karabasan gibi çökmüştü.

AkGençlik Bingöl Ramazan Boyunca Sahada
AkGençlik Bingöl Ramazan Boyunca Sahada
İçeriği Görüntüle

Silahlı Kuvvetlerden Siyasete "İnce Ayar"

O dönemde Refahyol hükümetini hedef alan bu süreç, askeri tankların Sincan sokaklarından yürütülmesiyle gövde gösterisine dönüşmüş ve dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan istifaya zorlanmıştı. Demokrasinin askıya alındığı bu dönem, klasik bir askeri darbeden farklı olarak sivil bürokrasi, medya ve yargı organlarının da araç olarak kullanılmasıyla "post-modern" karakter taşıyordu.

Toplumsal Hayatta Kıyım ve Gözyaşı

28 Şubat sadece siyasi bir müdahale değil, aynı zamanda büyük bir toplumsal mühendislik projesiydi. Sürecin en ağır bedelini ise eğitim ve çalışma hakları ellerinden alınan vatandaşlar ödedi.

İkna Odaları ve Başörtüsü Yasağı: Üniversite kapılarında kurulan ikna odaları, binlerce genç kızın eğitim hayatını yarım bırakmasına neden oldu.

Katsayı Adaletsizliği: İmam Hatip ve meslek liselerine uygulanan katsayı engeli, bir neslin geleceğini kararttı.

Fişlemeler ve İhraçlar: Kamuda ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nde inançları veya yaşam tarzları gerekçe gösterilerek binlerce kişi haksız yere fişlendi ve mesleklerinden ihraç edildi.

"Bin Yıl" Sürmedi, Demokrasi Kazandı

Dönemin kudretli isimlerinin "Gerekirse bin yıl sürecek" diyerek savunduğu bu vesayet sistemi, milletin kendi iradesine ve demokrasiye sahip çıkmasıyla tarihin tozlu sayfalarına karıştı. Aradan geçen 29 yılda Türkiye, darbecilerle hukuk önünde hesaplaştı, anti-demokratik yasakları kaldırdı ve sivil siyasetin kurumlarını güçlendirdi.