MD PRESTİJ DERGİSİ

Başarıyı Sorumlulukla Ölçen Bir İş İnsanının Hikâyesi: Nurullah İslamoğlu

MD Prestij Dergisi'nin 3. sayısında Selam Grup Yönetim Kurulu Başkanı Nurullah İslamoğlu'nun da röportajına yer verildi. İslamoğlu, dergiye verdiği röportajda "Bizi ayakta tutan temel ilke her zaman ahlak olmuştur. Cesaret, tedbir ve emeğe saygı bu anlayışın tamamlayıcı unsurlarıdır" dedi.

Abone Ol

Bazı hikâyeler vardır; yalnızca bireysel bir başarıyı değil, bir memleketin hayalini de içinde taşır. Nurullah İslamoğlu’nun Solhan’dan İstanbul’a uzanan yolculuğu, tam olarak böyle bir hikâye. Ticaretin içinde büyüyen, emeği ve ahlakı merkeze alan bir iş insanı olarak, başarıyı yalnızca kazançla değil sorumlulukla tanımlıyor. Onun için iş dünyası, ayakta kalmanın değil; istihdam üretmenin, güven inşa etmenin ve iz bırakmanın alanı.

Nurullah İslamoğlu’nun ismi, spor söz konusu olduğunda ise Solhanspor ile birlikte anılıyor. Kısıtlı imkânlara rağmen, istişare kültürü ve kolektif emekle bir ilçe takımını Efeler Ligi’ne taşıyan sürecin mimarlarından biri olması, onun liderlik anlayışını da ele veriyor. Bu başarı, yalnızca bir sportif sonuç değil; inancın, fedakârlığın ve memleket sevdasının sahaya yansımış hâli. Bugün hâlâ o günlerin gururunu taşırken, aynı zamanda “keşke”leri de samimiyetle dile getiriyor.

Memleketle kurduğu bağ, Nurullah İslamoğlu’nun hayatındaki en belirleyici unsur. İstanbul’da üretirken de, Solhan’ı düşünerek karar alıyor. Gençlere verdiği mesajlarda hızlı kazanımlar değil; sabır, ahlak ve sağlam temeller öne çıkıyor. Bu söyleşi, iş dünyasıyla sporun aynı değerlerde buluştuğu bir duruşu ortaya koyuyor. Nurullah İslamoğlu’nun hikâyesi; köklerini unutmadan büyüyenlerin hikâyesi.

Okuyucularımız için kısaca kendinizden bahseder misiniz? Solhan’dan İstanbul’a uzanan yolculuğunuz nasıl başladı?

Nurullah İslamoğlu’yum; resmî kayıtlarda Sebahattin İslamoğlu. 1986 yılında Bingöl’ün Solhan ilçesine bağlı Arakonak köyünde dünyaya geldim. Lise mezunuyum, Bingöl Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Üyesiyim; evli ve dört çocuk babasıyım.

Solhan’dan İstanbul’a göç etmemizin temel sebebi, ticaretimizi daha geniş bir alana taşıyarak iş potansiyelimizi büyütmek, gençlerimize istihdam oluşturmak ve çocuklarımın eğitimine daha güçlü imkânlar sunmaktı. Her ne kadar İstanbul’da yaşasam da bir ayağımız her zaman memlekettedir. Solhan’daki ticari faaliyetlerimiz ve bağımız kesintisiz şekilde devam etmektedir.

Bugün bulunduğunuz noktaya gelene kadar sizi en çok zorlayan süreç neydi?

Ticarette en çok zorlayan süreç, küçük yerlerdeki ticari imkânların sınırlılığı ve büyük şehrin temposuna uyum sağlama süreci oldu. İnsan ilişkileri, güven meselesi ve ayakta kalma mücadelesi bu yolculuğun en çetin taraflarıydı.

En büyük hayal kırıklıklarımı ise iyi niyetle ve özveriyle girdiğim bazı ortaklıklarda yaşadım. Ahlaki zemini sağlam olmayan yapıların uzun vadede mutlaka sorun ürettiğini yaşayarak gördüm. Bu tecrübeler, beni daha temkinli ve ilke odaklı bir çizgiye taşıdı.

İş dünyasında sizi ayakta tutan temel ilke nedir?

Bizi ayakta tutan temel ilke her zaman ahlak olmuştur. Cesaret, tedbir ve emeğe saygı bu anlayışın tamamlayıcı unsurlarıdır.

İtibar kazanmanın kısa yolları olmadığına inanırım. Güven inşa ederek, sabırlı ve istikrarlı bir şekilde yol almayı tercih ederim. İş dünyasında kalıcılık, ancak bu ilkelerle mümkündür.

Solhanspor Voleybol Takımı’nı Efeler Ligi’ne taşıyan başkan olarak bu süreci nasıl anlatırsınız? Bu başarı sizin için ne ifade ediyor?

Solhanspor’un kuruluşundan itibaren farklı dönemlerde ve görevlerde yer aldım. Başkanlık yaptığım süreçte Efeler Ligi’ne yükselmemizin en büyük sebebi, yönetim kurulu ile birlikte istişare kültürünü esas almamızdı. İstişarenin olmadığı yerde kalıcı başarıya inanmadım.

Maddi imkânların son derece kısıtlı olduğu bir dönemde, hemşehrilerimizin sembolik katkılarıyla ve büyük fedakârlıklarla bu başarıya ulaştık. Çoluk çocuğumuzdan feragat ederek emek verdiğimiz bu takımın bugün aynı noktada mücadele ediyor olmasını çok isterdik. O günlerin hatırası hâlâ büyük bir gurur kaynağıdır.

Spor ile iş dünyası arasında nasıl bir bağ kuruyorsunuz?

Spor ve iş dünyası, her ikisi de ciddi disiplin, tecrübe ve ahlak gerektiren alanlardır. Dürüstlükten ve ilkelerden taviz verildiğinde ne sahada ne masada başarı kalıcı olur.

Gençlere doğru örnek olabilmek için kırmızı çizgilerden vazgeçilmemesi gerektiğine inanıyorum. Aynı zamanda gençlerimize iş imkânı ve istihdam kapısı açmak, hepimizin ortak sorumluluğudur.

Solhan ve Bingöl sizin için ne ifade ediyor? Memleket bağınız hayatınıza ve kararlarınıza nasıl yansıyor?

Bingöl ve Solhan benim için vazgeçilmeyecek bir sevdadır. Nerede olursam olayım, dönüp geleceğim yer yine burasıdır. Avrupa’nın birçok ülkesini gezdim ama memleketimin dağlarının, taşının ve toprağının verdiği huzuru hiçbir yerde bulamadım.

İnsana bir taş parçası, bir toprak parçası, kendi dünyasından samimi insanlar bu kadar mı huzur verir? Evet, verir. Ben o huzuru Bingöl’ün dağlarında, ovalarında, Bingöl’ün insanlarında buluyorum. Bu aidiyet, aldığım her kararda bana yön verir.

Bugün iş hayatına yeni adım atan bir gence en önemli tavsiyeniz ne olurdu? Özellikle kaçınması gerektiğini düşündüğünüz bir hata var mı?

Gençlerimizin hızlı zengin olma hayaliyle yanlış yollara yöneldiğini üzülerek görüyorum. Oysa tecrübe olmadan, bir işin mutfağında pişmeden atılan adımlar ciddi hasarlar bırakır.

Özellikle sanal kumar ve benzeri alışkanlıklar birçok gencimizi ve aileyi yıkıma sürüklüyor. Peygamber Efendimizin buyurduğu gibi rızkın büyük kısmı ticarettedir; ancak ahlakı, tedbiri ve sabrı elden bırakmadan, sağlam temellerle ilerlemek gerekir.

Bu dergiyi okuyacak Bingöllülere ve özellikle Solhanlı hemşehrilerinize iletmek istediğiniz özel bir mesaj var mı?

Bu tür dergilerin, bizleri gençlere örnek olarak sunmasını çok kıymetli buluyorum. Sesimizi hemşehrilerimize ulaştırdığınız için emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.

Tüm Bingöllü ve Solhanlı hemşehrilerime sevgi, saygı ve muhabbetlerimi iletiyorum. Birlik ve dayanışma içinde oldukça, aşamayacağımız hiçbir engel yoktur.