Üniversiteler yalnızca eğitim veren kurumlar değil; şehirlerin geleceğini şekillendiren, bilimle kalkınmayı buluşturan en önemli merkezlerdir. Bu anlayışla Bingöl Üniversitesi’nde göreve başladığı günden bu yana yenilikçi yönetim anlayışı, bilim odaklı yaklaşımı ve uluslararası vizyonuyla dikkat çeken Rektör Prof. Dr. Erdal Çelik, üniversiteyi geleceğe taşıyacak önemli projelere öncülük ediyor. Dijital dönüşümden Ar-Ge yatırımlarına, teknoloji ekosisteminden uluslararasılaşma hedeflerine kadar birçok alanda kararlı adımlar atan Prof. Dr. Çelik, Bingöl Üniversitesi’ni sadece bölgesel değil, küresel ölçekte söz sahibi bir yükseköğretim kurumu haline getirmeyi hedefliyor.
Göreve başlamasının ardından ortaya koyduğu planlı yönetim anlayışıyla üniversitede kurumsal dönüşüm sürecine ivme kazandıran Prof. Dr. Çelik, akademik kaliteyi artırırken aynı zamanda şehrin kalkınmasına katkı sunacak projeleri de öncelikleri arasına aldı. Bilimsel üretimi destekleyen, öğrenciyi merkeze alan ve üniversite-sanayi iş birliğini güçlendiren yaklaşımıyla Bingöl Üniversitesi’nin geleceğine güçlü bir vizyon kazandırmayı amaçlıyor. Eğitim, teknoloji ve inovasyonu aynı çatı altında buluşturan çalışmalarıyla üniversitenin ulusal ve uluslararası alandaki görünürlüğünü artırmayı hedefleyen Prof. Dr. Çelik, Bingöl’ü bilgi ve üretim eksenli bir gelişim merkezi haline getirmek için yoğun bir mesai yürütüyor. Akademisyenlerin, öğrencilerin ve paydaş kurumların ortak aklıyla şekillenen bu dönüşüm süreci, üniversitenin geleceğine duyulan güveni de her geçen gün pekiştiriyor. MD Prestij Dergisi olarak gerçekleştirdiğimiz bu özel röportajda Sayın Rektör, Bingöl Üniversitesi’nin geleceğe yönelik hedeflerini, hayata geçirilen projeleri, bilimsel vizyonunu ve şehre sağlayacağı katkıları samimi değerlendirmelerle okuyucularımız için anlattı.
Kısaca sizi tanıyabilir miyiz? Akademik yolculuğunuz ve rektörlük süreciniz nasıl şekillendi?
1993 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Metalurji Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldum. Sakarya Üniversitesi’nde 1995 yılında yüksek lisansımı tamamladıktan sonra, 1995–2000 yılları arasında Florida State Üniversitesi’nde doktora eğitimimi gerçekleştirdim. Akademik kariyerime 2001 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi’nde başladım; 2002’de yardımcı doçent, 2005’te doçent ve 2010’da profesör oldum. Japonya’da Uluslararası Süperiletkenlik Araştırma Laboratuvarı’nda doktora sonrası çalışmalar yürüttüm, Almanya’da IFW Dresden’de misafir araştırmacı olarak bulundum. 2009’dan itibaren EMUM Müdürlüğü, 2010’da TÜBİTAK Danışma Kurulu üyeliği ve çeşitli akademik-idari görevler üstlendim; 2017’de Dokuz Eylül Üniversitesi’nde rektörlük görevini yürüttüm. Sonrasında Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde öğretim üyeliği, rektör danışmanlığı ve araştırma merkezi görevleri ile birlikte TUSAŞ’ta Ar-Ge ve teknoloji yönetimi alanlarında aktif rol aldım.

2024 yılı itibarıyla İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü’nde öğretim üyeliğimi sürdürürken Bingöl Üniversitesi Rektörü olarak atandım ve üniversite bünyesinde çok sayıda idari görevi yürütmekteyim. Akademik ve endüstriyel kariyerim boyunca TÜBİTAK, NSF, AB projeleri ve sanayi iş birlikleri kapsamında toplam 72 projede görev aldım (yaklaşık 26 milyon dolar bütçe). Termal sprey kaplamalar, sol-jel teknolojileri, ince film üretimi, nanomalzemeler ve havacılık-uzay uygulamaları başta olmak üzere geniş bir alanda çalıştım; çeşitli prototip ürünler ve tesisler geliştirdim. Toplam 668 bilimsel yayınım, 7490 atıfım (h-indeks: 52) bulunmakta olup, çok sayıda lisansüstü öğrenci (25 doktora, 34 yüksek lisans ve 3 Post-doktora) yetiştirdim ve uluslararası akademik platformlarda aktif olarak yer almaktayım.
Göreve başladığınız günden bu yana Bingöl Üniversitesi’nde sizi en çok heyecanlandıran gelişme ne oldu?
Türkiye Yüzyılında “Yeni Nesil Üniversite” vizyonu çerçevesinde yürütülen inovatif ve futuristik girişimler, genel olarak %78 oranında başarıyla hayata geçirmek beni çok heyecanlandırmıştır. Kurumsal yönetim ve süreç odaklı uygulamalar, üniversitenin geleceğe hazır yapısının temel taşlarını oluşturmaktadır. Etkin yönetişim (%93), varlık yönetim sistemi (%91), süreç mükemmelliği ve kalite yönetimi (%87) ile istatistiksel modelleme entegrasyonu (%85) alanlarında yüksek başarı sağlanmıştır. Bunun yanında, yapay zekâ tabanlı otonom üniversite uygulamaları (%56), e-üniversite ve dijital dönüşüm politikaları (%54) ve yüksek hacimli stratejik projeler (%64) alanlarında ilerleme kaydedilmiştir. YÖK parametreleri ve YÖKAK süreçleri (%91) ile de ulusal ve uluslararası standartlara uyum başarıyla sağlanmıştır.

Bingöl Üniversitesi’ni bugün hangi noktada görüyorsunuz? Üniversitenin öne çıkan güçlü yönleri nelerdir?
YÖK tarafından Bingöl Üniversitesi için belirlenen iki temel ihtisas alanı “Tarım ve Havza Bazlı Kalkınma” ile “Dijitalleşme”dir. Bu kapsamda üniversite, bölgesel kalkınma odaklı misyonu doğrultusunda Ar-Ge faaliyetlerinde önemli bir ivme yakalamıştır. Akademik personelin performansını artırmaya yönelik teşvik ve ödül mekanizmaları etkin şekilde uygulanarak yayın, proje ve bilimsel üretim kapasitesi güçlendirilmiştir. Tarım ve havza temelli projeler, üretilen bilginin bölgesel ihtiyaçlarla doğrudan ilişkilendirilmesini sağlarken; araştırma yetkinliğini geliştiren eğitimler ve proje destekleri Ar-Ge ekosistemini desteklemektedir.

Dijitalleşme ekseninde ise Yapay Zekâ Tabanlı Otonom Üniversite Politikası doğrultusunda, akademik ve idari süreçlerde veri temelli karar destek sistemlerinin geliştirilmesi hedeflenmektedir. Bu yaklaşım ile operasyonel verimliliğin artırılması, hata oranlarının azaltılması ve süreçlerin gerçek zamanlı izlenebilir hale getirilmesi amaçlanmaktadır. “Canlı Üniversite” modeli çerçevesinde tüm birimleri kapsayan dijital dönüşüm süreci başlatılmış; gerçek zamanlı izleme ve müdahale sistemleri kurulmuştur. Otonom süreçler kademeli olarak devreye alınırken, ortaya çıkan operasyonel ve akademik problemlere hızlı çözümler üretilerek kesintisiz ve etkin bir kurumsal işleyiş sağlanmaktadır.
Üniversite–şehir ilişkisini Bingöl özelinde nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu bağın güçlenmesi için hangi adımlar atılıyor?
Bingöl Üniversitesi, şehirle bütünleşmiş bir “şehir üniversitesi” anlayışıyla toplumsal katkıyı önceliklendirmektedir. Bu kapsamda kamu kurumları ve özel sektörle güçlü iş birlikleri kurulmuş, başlangıçta üniversitenin yönlendirdiği proje süreçleri zamanla paydaşların aktif olarak talep ve katkı sunduğu sürdürülebilir bir yapıya dönüşmüştür. Kurulan bu etkileşim ağı sayesinde ortak proje üretme kültürü gelişmiş, bölgesel ihtiyaçlara yönelik çözümler daha etkin şekilde hayata geçirilmeye başlanmıştır. Bu yaklaşımın, Bingöl Üniversitesi Teknokent (TEKNOPARK)’ın faaliyete geçmesiyle birlikte daha da güçlenmesi ve kurumsal iş birliklerinin artarak devam etmesi beklenmektedir.

TEKNOPARK ile, ilin teknoloji ve inovasyon ekosistemini geliştirmeye yönelik stratejik bir adım olarak hayata geçirilmiştir. Resmî olarak faaliyete geçen bölge; bilişim, yapay zekâ, dijital üretim, tarım ve hayvancılık başta olmak üzere çeşitli alanlarda Ar-Ge ve katma değerli üretim faaliyetlerinin merkezi olmayı hedeflemektedir. Genç yeteneklerin tersine göçünü teşvik eden bu yapı, üniversite-sanayi iş birliğini güçlendirerek girişimcilik ekosistemini desteklemektedir. 2026 yılının “Üretim Yılı” ilan edilmesi ve Teknokent altyapısına yönelik yatırımların hız kazanmasıyla birlikte, modern laboratuvarlar, Ar-Ge merkezleri ve girişimcilik destek birimleri oluşturulmaktadır. Aynı zamanda farklı sektörlerden firmalarla iş birlikleri geliştirilmekte, pilot projeler ve uygulamalı Ar-Ge çalışmaları yürütülmektedir. Tüm bu faaliyetler, Bingöl’ün bölgesel kalkınmasını hızlandırmayı, teknoloji tabanlı üretimi artırmayı ve üniversitenin inovasyon odaklı yapısını güçlendirmeyi amaçlamaktadır.
Bingöl Üniversitesi’nin bilimsel, sosyal ve kültürel alanda önümüzdeki döneme dair temel hedefleri nelerdir?

Bingöl Üniversitesi, havacılık, uzay ve savunma teknolojileri alanında TUSAŞ ve ilgili kurumlarla iş birliği içinde çok katmanlı Ar-Ge faaliyetleri yürütmektedir. Bu kapsamda 5., 6. ve 7. nesil savaş uçağı konseptlerine yönelik otonom uçuş sistemleri, yapay zekâ tabanlı aviyonikler, hipersonik aerodinamik analizler ve yönlendirilmiş enerji sistemleri üzerine çalışmalar yapılmıştır. Ayrıca dijital fabrika konsepti, siber-fiziksel üretim altyapıları ve dijital ikiz teknolojileriyle desteklenen esnek üretim modelleri geliştirilmiş; mikro uydu ve İHA teknolojileri için TÜBİTAK destekli milli teknoloji atölyesi kurulmuştur. Kuantum teknolojileri, sensör sistemleri ve yapay zekâ destekli veri modelleme çalışmaları ASELSAN ve üniversitelerle iş birliği içinde ilerletilmektedir. Dijital dönüşüm alanında Havelsan iş birliğiyle “Bingoverse” metaverse platformu, üniversite dijital ikizi ve entegre akıllı kampüs altyapısı oluşturulmaktadır. Bulut tabanlı veri yönetimi, yüksek performanslı hesaplama sistemleri ve ÜBYS entegrasyonu ile akademik ve idari süreçler tamamen dijitalleştirilmektedir. Tarım, arıcılık ve üretim teknolojilerinde ise Tarım 4.0 uygulamaları, dron destekli analizler, mikroiklim seraları, genetik ıslah çalışmaları ve akıllı kovan sistemleri geliştirilerek üretim süreçleri veri temelli hale getirilmiştir. Biyoteknoloji ve sağlık alanında yapay zekâ destekli erken teşhis sistemleri, nanobiyosensörler, çoklu omik analizler ve biyomimetik malzemeler üzerine araştırmalar yürütülmektedir. Diş hekimliğinde implant üretim merkezleri ve CAD/CAM tabanlı dijital üretim, finans alanında sanal borsa ve fintech sistemleri, medya teknolojilerinde ise 5G/6G ve mikro uydu altyapıları geliştirilmektedir. Akıllı şehir, deprem erken uyarı, sosyal bilimler ve kültürel kalkınma projeleriyle birlikte tüm bu çalışmalar; Bingöl Üniversitesi’ni teknoloji, sağlık ve toplum temelli entegre bir inovasyon ekosistemine dönüştürmektedir.

Üniversite, öğrenci toplulukları, akademik birimler ve sektör iş birlikleri ile tematik festivallerin düzenlenmesine yönelik ön çalışmaları yürütmüştür. Bu festivaller, kampüs yaşamını zenginleştirmek, öğrencilerin yaratıcılığını ve sosyal katılımını artırmak amacıyla planlanmaktadır. Öne çıkan etkinlikler şunlardır: (a) ArtFest: Sanat ve tasarım odaklı yaratıcı etkinlikler, sergiler ve atölye çalışmaları, (b) SosyoFest: Sosyoloji, toplumsal bilimler ve kültürel çalışmalar temalı paneller ve interaktif etkinlikler, (c) TeknoFest: Teknoloji, mühendislik ve inovasyon odaklı sergiler, hackathonlar ve sunumlar, (d) HealthFest: Sağlık, biyoteknoloji ve wellness alanında etkinlikler, seminerler ve deneyim alanları, (e) AgroFest: Tarım, ziraat ve sürdürülebilir gıda üretimi temalı uygulamalı etkinlikler ve (f) SporFest: Spor, fiziksel sağlık ve kampüs içi rekreasyon aktiviteleri. Bu tematik festivaller, öğrencilerin disiplinler arası etkileşimini ve toplumsal farkındalığını artıracak; aynı zamanda kampüsün kültürel ve sosyal dinamizmini güçlendirecek bir yapı olarak kurgulanmaktadır.
Bingöl Üniversitesi’nde yabancı uyruklu öğrenci sayısının fazla olduğunu biliyoruz. Peki Yabancı uyruklu öğrenciler neden Bingöl Üniversitesini tercih etmeliler?

Bingöl Üniversitesi’nde 48 farklı ülkeden yaklaşık 1200 uluslararası öğrenci öğrenim görmektedir. Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu 1 milyon yabancı uyruklu öğrenci hedefi doğrultusunda, üniversitemiz de bu vizyonla uyumlu şekilde kontrollü ve sürdürülebilir bir uluslararasılaşma politikası yürütmektedir. Bu kapsamda hedefimiz, 110 farklı ülkeden yaklaşık 5000 uluslararası öğrenciye ulaşmak olup, bu artışın dengeli ve akademik kaliteyi koruyacak şekilde gerçekleştirilmesi esas alınmaktadır. Devletimizin ilgili kurumlarıyla uyum içinde yürütülen bu süreçte, her bölümde ülke yoğunlaşması oluşturmadan öğrenci ve öğretim elemanı çeşitliliğinin artırılması hedeflenmektedir. Bu öğrenciler ve akademisyenler, eğitim süreçlerini tamamladıktan sonra ülkelerinde Türkiye’nin gönüllü akademik ve kültürel elçileri olarak önemli bir rol üstlenecektir. Bu vizyon doğrultusunda, YÖKAK akreditasyonu ile kalite güvencesi alanında önemli bir aşama kaydedilmiş ve üniversitemiz uluslararası düzeyde tanınırlığını güçlendirmiştir. Uluslararası öğrencilerin uyum süreçlerini desteklemek amacıyla Uluslararası Öğrenci Merkezi kurulmuş, öğrencilerin akademik ve sosyal ihtiyaçlarına birebir destek sunulmaktadır. Ayrıca Avrupa, Asya, Afrika, Amerika ve Okyanusya masaları oluşturularak bölgesel ihtiyaçlara yönelik daha etkin ve kapsayıcı bir yönetim modeli geliştirilmiştir. Yeni nesil üniversite vizyonu çerçevesinde uluslararası iş birlikleri, akademik değişim programları ve ortak araştırma projeleri kararlılıkla sürdürülmekte; Bingöl Üniversitesi’nin küresel ölçekte bir dünya üniversitesi olma hedefi adım adım güçlendirilmektedir.

Bingöl Üniversitesi’nde uluslararasılaşma faaliyetleri, Uluslararasılaşma Kalite Politikası çerçevesinde Uluslararası Ofis koordinasyonunda sistematik olarak yürütülmektedir. Erasmus, Mevlana ve Farabi programları aracılığıyla öğrenci ve personel hareketliliği desteklenmekte; üniversite 37 ülke ile iş birliği ve Erasmus+ kapsamında 102 üniversiteyle aktif anlaşma yürütmektedir. 2024 yılında imzalanan yeni anlaşmalar ve Erasmus+ KA171 dahil hareketlilik programları sayesinde 58 öğrenci ve personel uluslararası deneyim kazanmış, Erasmus bütçesinin %100 kullanılması kaynakların etkinliğini göstermiştir. Uluslararası görünürlüğü artırmak amacıyla EAIE gibi platformlara katılım sağlanmış, dijitalleşme ve yenilikçilik odaklı projelerle küresel akademik ağlara entegrasyon güçlendirilmiş, çok dilli tanıtım faaliyetleriyle uluslararası öğrenci sayısının artırılması hedeflenmişti.
Önümüzdeki 5–10 yıl için nasıl bir Bingöl Üniversitesi hayal ediyorsunuz?
Yeni Nesil Üniversite Vizyonu’nun %78’ini tamamlamış bulunmaktayım. Önümüzdeki 4 ay içerisinde bu sürecin tamamlanmasının ardından, daha güçlü, daha kurumsallaşmış ve uluslararası düzeyde rekabet edebilir ikinci vizyonumuzu kamuoyu ile paylaşacağım. Bu yeni aşamada üniversitemiz; akademik kapasitesi artırılmış yeni fakülteler ve bölümler, genişletilmiş ikinci kampüs alanları ve güçlendirilmiş araştırma altyapısıyla çok daha ileri bir yapıya kavuşacaktır. Hedefimiz, her alanda kurumsal kapasitesini artırmış, bilimsel üretkenliği yükselmiş ve uluslararası görünürlüğü güçlenmiş bir dünya üniversitesi olmaktır. Bu doğrultuda, üniversitemizin küresel sıralamalarda 750–1000 bandına ulaşabileceğini öngörüyoruz. Tüm bu dönüşüm süreci, sürdürülebilir kalite, araştırma odaklı büyüme ve uluslararası iş birlikleri temelinde kararlılıkla yürütülmektedir.

Öğrencilere, akademisyenlere ve bu dergiyi okuyacak Bingöllülere vermek istediğiniz bir mesaj var mı?
Bulundukları her alanda liderlik bilinciyle hareket etmelerini, yaptıkları işi en iyi şekilde ve yüksek bir sorumlulukla yerine getirmelerini istiyorum. Çalışma disiplini, bir sel gibi önüne çıkan engelleri aşan güçlü bir iradeye dönüşmelidir. İşlerini doğru, samimi ve etik bir şekilde yapan herkesin önü açılacak; bu yaklaşım yeni fırsatlar ve daha güçlü başarılar getirecektir. Ön yargıların kırılması, daha açık fikirli ve üretken bir çalışma ortamı oluşturacak, bu da bireysel ve kurumsal anlamda rahatlama sağlayacaktır. Ben her zaman öğrencilerimizin, akademisyenlerimizin, idari personelimizin ve Bingöl halkının yanında olmaya devam edeceğim. Tüm projelerin desteklenmesi ve üniversite vizyonuna sahip çıkılması büyük önem taşımaktadır. Rektörlük makamı etrafında birlik ve dayanışma içinde hareket edilmesi, hedeflerimize ulaşmamızda kritik rol oynayacaktır. Hedeflerimiz büyüktür; bu süreç yalnızca Bingöl’ü değil, ülkemizi de güçlendirecektir.






