Bingöl denince akla gelen ilk isimlerden biri, kuşkusuz Feyzi Berdibek’tir. Halk arasında sevgiyle “Feyzi Baba” olarak anılan Berdibek, yalnızca bir siyasetçi değil; Bingöllüler için darda kalındığında akla gelen, kapısı çalınan, sözüne güvenilen bir isimdir. “Başın düşerse dara, Feyzi Babayı ara” ifadesi, yıllar içinde bir slogandan öteye geçmiş; Bingöl insanının gönlünde karşılık bulan bir hakikate dönüşmüştür. Güçlü bağlantılarını hiçbir zaman kişisel bir ayrıcalık alanı olarak görmemiş, aksine hemşehrilerinin derdine çare olmak için bir köprü gibi kullanmıştır.
Feyzi Baba’nın alçak gönüllü ve sahici duruşu, onu makamların ötesine taşır. Mecliste olduğu kadar Bingöl’ün sokaklarında, köylerinde ve ülkenin dört bir yanında yaşayan Bingöllülerin hayatında da varlığı hissedilir. Onun siyaset anlayışında unvanlar değil, insanlar vardır; ayrıcalık değil, adalet ve vicdan ön plandadır. Bu yüzden Feyzi Berdibek, Bingöl’ün gönlünde sadece siyasetin değil, aynı zamanda yardımlaşmanın, vefanın ve güven duygusunun da simgesi hâline gelmiştir.
Halkı için dertlenen, çoğu zaman kendi hayatından ve konforundan taviz veren Feyzi Baba için siyasetin en büyük karşılığı ne alkış ne de makam olmuştur. Günün sonunda bir annenin, bir öğrencinin ya da çaresiz kalmış bir hemşehrinin dudaklarından dökülen “Allah razı olsun” cümlesi; belki de yılların yorgunluğunu alan en sessiz, en sahici tesellidir. Onun hikâyesi, sadece uzun soluklu bir siyasi yolculuk değil; insanı merkeze alan, gönülden gönüle kurulan bir bağın hikâyesidir.
Halk sizi “Bingöl’ün Babası” olarak tanıyor. Bu unvanı taşımak sizin için ne ifade ediyor?
Bingöl halkının sevgisini ve güvenini kazanmak her siyasetçinin hayali olmalıdır. “Feyzi Baba” olarak anılmak, bana sadece bir isimden daha fazlasını hissettiriyor; bu, yıllardır halkın yanında olduğumun, onların sıkıntılarını dinlediğimin ve çözüm üretmek için çalıştığımın bir göstergesi. Mecliste de “Feyzi Baba” diye çağrılmak, bana her zaman bir sorumluluk yükler. Bu güveni boşa çıkarmamak için her gün çalışmak, halkın yanında olmak ve onların dualarını almak bana tarifsiz bir huzur veriyor.

Siyasette geçirdiğiniz yıllar boyunca Bingöl halkına hizmet etme anlayışınız ve insanlara yardım etme yaklaşımınız nasıl şekillendi?
Siyaset benim için sadece makam ve koltuk meselesi olmadı. Halkın yanında olmak, onların dertlerini dinlemek, zordakilerin ilk aradığı isim olmak, siyaseti anlamlı kıldı. Mütevazı kalarak, kibirden uzak durarak ve herkese eşit şekilde yaklaşarak, vatandaşımızın güvenini ve sevgisini kazandım. Ankara’da gece gündüz çalışırken aklım hep Bingöl’deydi; sorunların çözümü ve gençlerin yol gösterilmesi siyasetteki motivasyonum oldu. İnsanlara kucak açmak ve ayrım yapmamak, siyasette hem güç hem de huzur verdi.

Bağımsız aday olarak seçime girmek büyük cesaret gerektiriyor. Bu süreç sizin için nasıl geçti?


Bağımsız aday olmak siyasette büyük bir sınavdır. Hiçbir teşkilatım yoktu; tek başıma, halkın güveniyle bu süreci yürüttüm. “Bir kesimin değil, her kesimin adayıyım” diyerek yola çıktım. Solhan’dan Genç’e kadar halkımızın teveccühü, bana siyasette gerçek gücün partiden değil, halkın güveninden geldiğini gösterdi. Bağımsız seçilmiş bir siyasetçi olarak halkın dualarıyla ayakta durmak, en büyük motivasyonum oldu.


Siyasette başarıya ulaşırken size rehberlik eden temel ilkeleriniz nelerdi?
Mütevazılık, samimiyet ve adalet. Ben hiçbir zaman bölgecilik veya aşiretçilik yapmadım; tüm Bingöl’ü kucakladım. Vatandaşın talebini önce dinlemek, çözüm üretmek ve sonra kim olduğuna bakmak siyasette en önemli değerimdi. İnsanların gözünde güçlü olmak, makamda değil, hizmette olur.

Mecliste ve siyasette “Feyzi Baba” olarak anılmak size nasıl bir sorumluluk hissettiriyor?
Bu unvan halkın bana yakıştırdığı bir isim. Benim için büyük bir onur ve sorumluluk kaynağı. Alçak gönüllü olmayı, kibirden uzak durmayı hiç ihmal etmedim ve her zaman halkın yanında olmaya çalıştım. Bu isim, sadece mecliste değil, Ankara’da ve Bingöl’de halkla kurduğum bağın sembolü. Layık olmak için çalışmak, bu unvanı taşırken en büyük rehberim oldu.

Aktif siyaseti bıraktıktan sonra hayatınız nasıl devam edecek?
Siyaseti bıraksam bile halkla bağımı koparmayacağım. Sorunların çözümü, gençlerin yol gösterilmesi ve Bingöl’ün kalkınması için çalışmalarımı sürdüreceğim. Benim için siyasetten önce Bingöl var, halk var. Huzurlu bir emeklilik yaşamam, bu bağları koparmak anlamına gelmez.

Bingöl deyince aklınıza gelen ilk şey nedir?
Bingöl deyince aklıma huzur, mutluluk ve aidiyet geliyor. Yağan yağmur sonrası toprağın kokusu, yazın Murat Nehri’nde kano heyecanı, kışın Haserek’te kayak, sonbaharda Perisu Nehri’nin görkemi… Her sokak, her mahalle, halkın samimiyetiyle birleşince Bingöl’ü benim için eşsiz kılıyor. Her mevsimi ayrı güzellikte olan şehrimizde, insanların yaşam enerjisi ve doğanın eşsiz dokusu beni her zaman etkiliyor. Bingöl’ün her köşesi, her sokağı bana hem anılarımı hem de sorumluluklarımı hatırlatıyor. Bu şehirde doğmuş olmanın gururunu ve halkına hizmet etmenin onurunu her zaman taşıyorum.

Gençler ve halk için son mesajınız ne olur?
Halkımıza ve gençlerimize her zaman şunu söylüyorum: Bingöl için çalışın, sevin ve kucak açın. Siyaset makam değil, hizmet işidir. Zorluklarda pes etmeyin, sorunları çözmek için cesur ve sabırlı olun. Biz hep halkımızın yanındayız; kapımız, telefonumuz her zaman açık. Bingöl’ü birlikte büyütmek ve güçlendirmek bizim ortak görevimizdir.





