Bingöl’de son günlerde gündemi meşgul eden “ticari plaka” tartışmaları, kamuoyunda farklı soruları da beraberinde getirdi. Yaşanan sürecin detayları incelendiğinde ise tablo, iddiaların ötesinde bambaşka bir noktaya işaret ediyor.
Bingöl Belediyesi’nde görevli bir birim müdürünün, kendi inisiyatifiyle ve üst yönetimin bilgisi dışında, para karşılığı resmi olmayan bir ticari plaka satışı gerçekleştirdiği ortaya çıktı. Konunun ihbar edilmesi üzerine Erdal Arıkan, vakit kaybetmeden harekete geçti. Söz konusu personel derhal görevden uzaklaştırılırken aynı gün idari soruşturma başlatıldı. Olayın aydınlatılması için de Cumhuriyet Başsavcılığı’na resmi başvuru yapıldı.
Bununla da yetinmeyen Başkan Arıkan, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkesi doğrultusunda Teftiş Kurulu’nu devreye sokarak 2019 yılından bu yana satılan ve kiralanan tüm T ve S plakalarının detaylı şekilde incelenmesi talimatını verdi. Buradaki amaç, Belediyenin bir tane plakada somut usulsüzlük olayına şahit olduğunu ancak daha önce başka varsa usulsüzlükleri ortaya çıkarmak ve kamu zararının önüne geçmek.
Tüm bu adımlar, Başkan Arıkan’ın süreci örtbas etmek yerine üzerine kararlılıkla gittiğini açıkça ortaya koyuyor. Ancak buna rağmen olayın farklı mecralarda çarpıtılarak sunulması, kamuoyunda başka bir tartışmayı da beraberinde getirdi: Bingöl halkının güçlü destek verdiği bir ismin, usulsüzlük iddiaları üzerinden yıpratılmak istenmesi söz konusu olabilir mi?
Durumu tespit eden, müdürü görevden alan, idari soruşturma başlatan, cumhuriyet başsavcılığına “gel beni denetle” çağrısı yapan ve S ile T plakalarla ilgili 2019’dan bu yana tüm sürecin detaylı şekilde incelenmesi talimatını veren adamın (Erdal Arıkan’ın) adının ticari plakalarda usulsüzlük iddialarıyla anılması, yaşananların bir siyasi operasyon ya da itibar suikastı olabileceği yönünde güçlü bir izlenim oluşturuyor. Bütün bu adımları şeffaflıkla yürüten Başkan Arıkan’ın adının vahim iddialarıyla anılması olayın perde arkasında siyasi suikast olduğuna işaret ediyor.
Bingöllüler tarafından samimiyeti ve halkla kurduğu güçlü bağ ile bilinen Arıkan’ın, göreve geldiği günden bu yana “ranta karşı duruşu” ile öne çıktığı biliniyor. Bu nedenle yaşanan gelişmeler, bazı kesimlerin bu duruştan rahatsız olduğu ve algı operasyonlarıyla itibarsızlaştırma çabası içine girdiği yönünde yorumlanıyor.
Ortaya çıkan tabloya bakıldığında ise bir gerçek netleşiyor: Başkan Arıkan, iddiaların üstünü örtmek yerine üzerine giden, şeffaflığı esas alan ve kamu hakkını korumak için kararlı adımlar atan bir yönetim anlayışı sergiliyor. Bu da onu, rant düzenine karşı duran bir isim olarak bir kez daha öne çıkarıyor.