Bingöl'de özel gereksinimli bireylerin ve ailelerin hayata tutunduğu en önemli eğitim ve yaşam alanları olan rehabilitasyon merkezleri, ciddi bir kapanma tehlikesiyle karşı karşıya. Sektör temsilcileri, artan maliyetler ve yetersiz devlet desteği nedeniyle ayakta kalma mücadelesi verdiklerini, bu gidişatın hem binlerce çocuğun eğitimini hem de yüzlerce kişinin işini riske attığını açıkladı.
Hizmet Ağı Tüm İle Yayılmış Durumda
Bingöl’de yaklaşık 600 personel ile hizmet veren merkezler, il genelinde 3.600 özel gereksinimli bireye ulaşıyor. Yasal bir zorunluluk olmamasına rağmen, “Bir çocuk bile eğitimden mahrum kalmasın” anlayışıyla en ücra köylere kadar servis hizmeti sağlayan bu kurumlar, bugün servis giderleri, personel maaşları ve sigorta primlerinin altında ezildiklerini ifade ediyor.
“Personel Maaşını Ödeyemez Hale Geldik”
Bir merkez yöneticisi, yaşadıkları finansal çıkmazı, “Artık personelimizin maaşını ödeyip ödeyemeyeceğimizi dahi bilemez hale geldik” sözleriyle özetliyor. Açıklanan zam oranlarının yetersizliğinin ise son darbe olduğu belirtiliyor.
Raporlardaki Değişiklikler Eğitimi Daraltıyor
Kriz sadece finansal değil. Rehberlik ve Araştırma Merkezleri’nin (RAM) değerlendirme raporlarında yapılan değişiklikler de aileleri belirsizliğe sürüklüyor. Bireysel ve grup eğitimlerini birlikte alabilen çocukların raporları tek tipe indirgeniyor, modül sayıları tamamlanan çocuklara yeni eğitim modülleri açılmıyor. Bu durum, çocukların eğitim süreçlerini ciddi şekilde sekteye uğratıyor ve aileler “Çocuğumuz şimdi ne olacak?” diye düşünüyor.
600 İş ve 3.600 Çocuğun Geleceği Riske Giriyor
Yetkililer, mevcut şartların devam etmesi halinde, Bingöl’de yaklaşık 600 eğitimci ve personelin işsiz kalacağını, 3.600 özel gereksinimli bireyin ise eğitimden tamamen kopma tehlikesiyle karşı karşıya kalacağı konusunda uyarıda bulunuyor.
“Bu Mesele Toplumun Tamamının Meselesidir”
Rehabilitasyon merkezleri yetkilileri, acil müdahale çağrısında bulunarak, “Bu mesele yalnızca kurumlarımızın değil, toplum tamamının meselesidir” diyor. Maliye Bakanlığı ve Millî Eğitim Bakanlığı’na seslenen yetkililer, sorunun acilen yeniden değerlendirilmesini, kurumlar kapanmadan ve çocuklar eğitim hakkından mahrum kalmadan adil ve sürdürülebilir bir çözüm üretilmesini talep ediyor.
Bugün mesele, sadece bir sektörün sorunu değil; bir şehrin vicdanı, sosyal dayanışması ve binlerce çocuğun geleceği ile ilgili bir kriz olarak ön plana çıkıyor.



