Türkiye'nin deprem haritasıyla ilgili yer bilimciler uyarılarını sürdürüyor. Bursa'da daha önce haritalarda yer almayan 95 kilometre uzunluğunda aktif bir fay hattı keşfedildi. Kayapa-Yenişehir arasındaki fayın 7'den büyük bir deprem üretebileceği ifade ediliyor. Öte yandan olası İstanbul depremiyle beraber megakentin riskli bölgeleri de gündemdeki yerini koruyor. Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Okan Tüysüz, Kısa Dalga'dan Demet Bilge Erkasap'ın sorularını yanıtladı. 

Rafting Kampı İçin Bingöl’e Geldiler Rafting Kampı İçin Bingöl’e Geldiler

"24 İL DİRİ FAY ÜZERİNDE OTURUYOR"

Tüysüz, Ege'deki riskli bölgelerle ilgili, "Batı Anadolu'da çok sayıda medeniyetin depremlerden etkilendiğini, hatta bazı medeniyetlerin depremler nedeniyle yok olduğunu biliyoruz. Günümüze gelecek olursak, fayların oluşturduğu yerler genellikle düz ovalardır. İnsanlar da buralara yerleşmişlerdir. O nedenle Türkiye'deki yerleşim yerlerinin çok önemli bir kısmı diri faylar üzerinde yer alır. 'Türkiye'de 110 ilçe 24 il, 580 tane köy diri faylar üzerinde oturuyor. Ege Bölgesi'nde de baktığımız zaman Balıkesir aşağıya doğru Izmir, Muğla Denzili'nin önemli bir kısmı diri faylar üzerine oturuyorlar" uyarısında bulundu.

2 FAY HATTINA DİKKAT

"Depremlerin tekrarlama periyodu var. Türkiye'de bu açıdan baktığımızda iki tane çok önemli yer var" ifadelerini kullanan Tüysüz, şunları kaydetti:

"Birincisi Marmara Denizi. 1766'da iki deprem yaşanmış. Bu fay üzerinde bir deprem beklentisi var. İkincisi Bingöl Yedisu. Erzincan ovasının doğusunda yer alan 1784'lerde kırılmış. O zamandan bugüne kadar da deprem üretmemiş. Bu iki bölge kırıldığında 7'nin üzerinde deprem beklentimiz var. Üçüncü olarak 6 Şubat öncesi çok defa dile getirdiğimiz Doğu Anadolu fayı var. Bu fay çok uzun yıllardır deprem üretmemişti. Uyarılarımız çok dinlenmediği için, çok ciddi can ve mal kayıplarına uğradık."

BURSA'DA YENİ FAY: 7'NİN ÜZERİNDE DEPREM ÜRETME POTANSİYELİ 

Bursa'da yeni bulunan faya ilişkin Tüysüz, şu değerlendirmelerde bulundu:

Bursa 1850 - 1855'te önemli depremler yaşamış, yangınlar çıkmış ve Bursa çok ciddi bir tahribata uğramış. Şehrin içinden geçen ve Uludağ eteklerine uzanan bir fay sistemi var. Biz sözünü ettiğim depremlerin bu fay sistemi tarafından oluşturulduğunu varsayıyoruz.

Yeni yapılan çalışmada ise ovanın içerisinden yani Uludağ etekleri değil, kentin biraz daha iç kesimlerinden geçen bir fay olduğu bir bilimsel çalışmayla iddia ediliyor. Bu fayın aşağı yukarı Mustafa Kemal Paşa, Kayapa'dan geçerek yeni şehire kadar uzandığı, tek bir parçalı büyük fay olduğu ve 7'nin üzerinde deprem üretme potansiyeli olduğu söyleniyor. Ancak üzeri alüvyon örtülü olduğu için ya da şehir olduğu için üzerinde tam olarak bunun geçmişte deprem üretip üretmediği hangi sıklıkta ürettiği ve gelecek için ne tür bir potansiyel taşıdığı konuları henüz araştırılmış değil. Bu fayın olması orada kein deprem olacağı anlamına gelmez. Kazılarla araştırılması, ondan sonra bunun deprem tehlikesinin ortaya konulabilir olması gerekiyor.

Prof. Dr. Tüysüz, beklenen İstanbul depremine ilişkin uyarılarını sürdürerek kentin riskli bölgelerini sıraladı. Tüysüz, "Deprem tehlikesinin en yakın olduğu ve nüfusun en yoğun olduğu bölge İstanbul Marmara çevresi. Sadece İstanbul'da 1 milyon 160 bin bina var. 750 bin civarında bina depreme dayanıksız. Bunların içerisinde de 70 - 90 bin tanesinin çok ağır hasar alacağı ya da çökeceği söyleniyor. Dolayısıyla öncelik buradadır. İstanbul'un olası bir depremde en çok hasar görmesi beklenen yerleri nüfusun en yoğun olduğu yerlerdir. Eminönü'nden tutun Silivri'ye kadar sahil şeridi. Bakırköy, Yeşilköy, Eminönü, Fatih buralar en çok etkilenecek yerler. Nüfus dağılımına bakarsanız İstanbul'un en yoğun nüfulu yerleri. Oysa depremle mücadelede adettir; deprem olacak yerde nüfus arttırılmaz, sanayi arttırılmaz. Ama bizim bütün sanayimiz ve nüfusumuz deprem hatlarının üstüne ya da çok yakınına yerleşmiştir" diye konuştu. (ekonomim)

Editör: MD MEDYA GROUP_