Ne kadar da çok karşılaşıyorduk, ne kadar da çok selamlaşıyorduk ve ne kadar da çok dertleşiyorduk balkondan balkona, pencereden pencereye, bahçeden bahçeye. Ne kadar çok muhabbetleşiyorduk. ‘HUUU KOMŞU’ hitabı ne kadar da dilimize güzel oturuyordu. En canlı haberleri, en güzel müjdeleri ilk önce komşularımızla paylaşıyorduk. Başımız dişimiz ağrıdığında ilk onlarda ilaç arıyor, ateş yakmak için kibrit lazım olduğunda, misafir geldiğinde tabak çatal lazım olduğunda, teklifsiz ilk mutfağına koştuğumuz insanlar yine komşularımız oluyordu. Pazara gittiğimizde çocuğumuzu teslim ettiğimiz, misafirliğe gittiğimizde anahtarımızı teslim ettiğimiz, şehir dışına çıktığımızda evimizi teslim ettiğimiz insanlar yine komşularımız oluyordu. Bir de en sıkıntılı zamanlarımızda (gece-gündüz demeden) kapısını çaldığımız yardım istediğimiz yine komşularımız oluyordu.
Dünya değişiyor, insanlar farklılaşıyor, ilişkiler boyut değiştiriyor ve bütün bu değişiklikler olumsuz yönde oluyor. Konumuz komşuluk olunca komşulukta da meydana gelen olumsuz farklılaşmayla ilgili bizim en kutsalımız olan mübarek ramazan ayını da vesile kılarak, bu ilişkileri yeniden formatlamak için birbirimizin üzerinde olan haklarımızı yeniden hatırlamamız ve hatırlatmamız gerekiyor. Bu değerli ilişkilerimizi yeniden doğru bir zemine oturtmak adına.
Komşuluk öyle baştan savılacak ve geçiştirilecek bir ilişki değildir. Her ne kadar diğer değer yargılarımız gibi basitleştirilmek istense de, işin aslı öyle değil.
İslam da ki bu ferman öyle sıradan bir ferman değil.
Fahri kainat hazretleri ne buyuruyor?
“Yapacağı fenalıklardan, komşusu güven içinde olmayan kimse cennete giremez”
Güzel ve yaşanılır bir dünya için komşuluk ilişkilerimizi yeniden gözden geçirmemiz ve düzenlememiz gerekir.
Hz. Ali (r.a) çevrede "sesi işitilenlerin" komşu olduğunu söyler(sıkıntıdaysa feryadına, hasta ise imdadına, mutlu ise mutluluğuna koşmak, onları paylaşmak, yani iyi günde kötü günde yanında olmak)sesini duymak böyle olmalı.
Hiçbir şekilde komşulukta ayrım yapmayacağız. Çemberimiz geniş olmalı, içine herkesi ve her kesimi almalı, Müslüman-kâfir, dost-düşman, yerli-yabancı, iyi-kötü, yakın-uzak bütün herkesi bu dairenin içine almalı.
Yüce yaratıcı nasıl ferman buyuruyor?
“Allah'a kulluk edin, O'na bir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, yakınlara, yetimlere, düşkünlere, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya ve elinizin altında bulunan kimselere iyilik edin. Allah, kendini beğenip övünenleri elbette sevmez.”
Yüce Allah bu fermanında toplumun düzeninden, bu düzenin sosyal ilişkiler ağından bahsederken, birinci önceliği Allahın rızası, ikinci sırada toplumsal düzeni önceliyor. Bizim toplumun selahiyeti ve selameti için bu ilişkiler ağına mutlak manada önem vermemiz gerekiyor. İnancımızın bir parçası olan bu mübarek ayda belki de çokça yapmamız ve önemsememiz gereken davranışlardan biride, bozulmaya yüz tutmuş komşuluk ilişkilerini yeniden tesis etmek olacaktır.
ictimai hayatın aileden sonraki halkasını komşular oluşturur. Her din ve kültürde komşuluk ilişkileriyle ilgili kurallar vardır. İslâmî kaynaklarda komşu hakları genel olarak kul hakları veya insan hakları kapsamında ele alınır, bu haklarla ilgili buyruk ve yasaklar komşuluk ilişkilerini de bağlar.
İnancımıza ve kültürümüze baktığımızda komşu olarak bizlere bazı sorumluluklar yüklenmiştir. Bu sorumluluklar genel olarak şöyledir;
Komşumuz borç veya ödünç bir şey isteyince imkânımız varsa verelim.
Bizden yardım isteyince yardımlarına koşalım.
Hastalanınca ziyaret edelim.
Maddî sıkıntıya düştüklerinde onları gözetelim.
Mutlu günlerinde sevincine, kederli günlerinde üzüntüsüne ortak olalım.
Ölüm hadisesi gerçekleştiğinde cenaze namazlarını kılıp, defin için kabristana gidelim ve evlerine gidip taziyede bulunalım.
İzni olmadan evlerinin cephesini kapatacak yanlış binalaşmadan sakınalım.
Komşumuzun maddi durumu iyi değilse yemek yaptığımız zaman onlara da ikramda bulunalım.
Çocuklarımızı komşumuzun çocuğunda bulunmayan ve gördüğünde arzusunu çekecek şeylerle dışarıya göndermeyelim. Sevgili Peygamberimizin şu hadisini tam bu noktada yeniden hatırlayalım.
“Allah katında komşuların hayırlısı, komşusuna faydalı olandır.”
Komşu bayanlar kendi aralarında küçükte olsa mutlaka hediyeleşsinler bu mübarek ayda hediyeleşmek onların arasındaki muhabbeti daha da artırır.
Sonuç olarak; “Komşu komşunun külüne muhtaçtır” kültüründen gelenler olarak, bu mübarek ramazan ayını da fırsat bilerek, bu akşamdan başlamak üzere evimize giderken bir komşumuza kendimize aldığımızdan bir kısmını vererek, mahalledeki çocuklara birer çikolata dahi olsa dağıtarak o eski günlerdeki gibi “HUUU KOMŞUU” diyebileceğimiz güzel ve iyi bir komşu olma adına bir adım atalım.
Elinden ve dilinden emin olunan bir komşu olmamız ümidi ve dileğiyle, hepinize hayırlı ramazanlar ve bereketli iftarlar diliyorum…