Bingöl İslami Kardeşlik ve Dayanışma Platformu, ABD'nin Venezuela'ya yönelik askeri müdahale girişimini ve devlet başkanının alıkonulması yönündeki açıklamaları şiddetle kınadı. Platformdan yapılan uzun açıklamada, bu durumun "uluslararası hukukun ihlali" ve "gücün haklılık ölçütü haline getirildiği bir küresel haydutluk düzeninin ilanı" olduğu ifade edildi.
Bingöl İslami Kardeşlik ve Dayanışma Platformu tarafından yapılan açıklama şu şekilde:
"Amerika Birleşik Devletleri’nin Venezuela’ya yönelik askeri müdahalesi, devlet başkanının zorla alıkonulması ve ülke yönetimine fiilen el konulacağı yönündeki açıklamalar; çağdaş dünyada hukukun, egemenliğin ve halk iradesinin ne derece kırılgan hâle getirildiğini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Bu girişimler, yalnızca uluslararası hukukun ihlali değil; aynı zamanda gücün haklılık ölçütü hâline getirildiği, gücün hüküm sürdüğü bir küresel haydutluk düzeninin ilanıdır.
Bu yaşananlar münferit değildir. Irak’ta “kitle imha silahları”, Afganistan’da “güvenlik”, Libya’da ise “insani müdahale” söylemleriyle yürütülen işgallerle bugün Venezuela’da yaşananlar aynı zihniyetin ürünüdür. Gerekçeler değişmekte, ancak yöntem ve amaç değişmemektedir. Söz konusu olan; halkların iradesini yok sayan, gücü hukukun yerine koyan ve sömürgeci tahakkümü kalıcılaştırmaya çalışan kibirli bir anlayıştır.
ABD ve müttefikleri, demokrasi, insan hakları ve barış kavramlarını; halkların iradesini gasbetmenin, ülkelere diz çöktürmenin ve yeraltı-yerüstü kaynaklarını küresel sermayeye açmanın aracı hâline getirmiştir. Venezuela’ya yönelen saldırganlığın arkasında da bu gerçek vardır. Hedef; halkların özgürlüğü değil, kaynakların ele geçirilmesidir.
İslam, zulmü kimden gelirse gelsin reddeder. Gücün haklılık sayıldığı, hukukun güçlülerin çıkarına göre eğilip büküldüğü hiçbir düzen meşru değildir. Kur’an-ı Kerim, zulmün normalleştiği toplumları “cahiliye” olarak nitelendirir. Bugün şahit olduğumuz tablo; modern ambalajlarla süslenmiş çağdaş bir cahiliyedir. Bu cahiliyenin ne güvenliği vardır ne de adaleti. Hiç kimse güvende değildir.
Bir devlet başkanının başka bir ülkede zorla alıkonulması, hangi gerekçeyle sunulursa sunulsun; zorbalık, haydutluk ve devlet eliyle işlenmiş bir terör eylemidir. Buna sessiz kalanlar, yalnızca bir suça göz yummuş olmaz; bu suçu mümkün kılan düzenin ortağı hâline gelir.
Filistin’de siyonist işgale verilen sınırsız destek ile Venezuela’da halk iradesine yönelen bu saldırganlık aynı sömürgeci aklın ürünüdür. Coğrafyalar değişmekte, ancak zulmün dili değişmemektedir. “Biz yaparsak meşru, biz yaparsak güvenlik” diyen bu kibirli dil; tarihte Firavunların, Nemrutların dilidir.
Bizler Bingöl İslami Kardeşlik ve Dayanışma Platformu olarak açıkça ilan ediyoruz:
• Halkların iradesini ve devletlerin egemenliğini yok sayan; askeri müdahaleyi ve zor kullanımını siyasal bir araç hâline getiren emperyalist uygulamaları, hukuki ve ahlaki açıdan meşru görmüyoruz.
• Ambargo, darbe ve askeri baskı yoluyla toplumları teslim almaya yönelik girişimlerin; barış ve istikrar değil, daha derin adaletsizlikler ve kalıcı tahribatlar ürettiğine dikkat çekiyoruz.
• İnsan hakları ve barış söylemlerinin; küresel güç politikalarının ideolojik örtüsüne dönüştürülmesini reddediyor, bu kavramların içinin boşaltılmasına karşı ilkesel bir itiraz geliştiriyoruz.
• İslam’ın adalet ve emanet merkezli yaklaşımı doğrultusunda; hukukun araçsallaştırıldığı, zulmün kurumsallaştığı ve gücün mutlaklaştırıldığı her türlü küresel düzene karşı eleştirel bir tutumu zorunlu görüyoruz.
Zalim kim olursa olsun karşısında, mazlum kim olursa olsun yanında durmak; bizim için siyasi bir tercih değil, imanî bir sorumluluktur.
Bugün Venezuela’da hukukun çiğnenmesine sessiz kalınırsa, yarın bu zulüm başka coğrafyalarda daha ağır biçimlerde karşımıza çıkacaktır. Bu nedenle susmak, tarafsızlık değildir; zulmün büyümesine ortak olmaktır.
Sonuç olarak vurgulamak isteriz ki; dünya, güçlülerin hukuku ile değil, hukukun gücü ile yönetilmelidir. Emperyalist ve sömürgeci politikaların yeryüzünü bir tahakküm ve talan alanına dönüştürmesine rıza göstermiyoruz. Hukuku yalnızca kendi çıkarlarına hizmet ettiği sürece hatırlayan bu küresel düzen, ne adalet üretebilir ne de kalıcı olabilir.
Zulüm kalıcı değildir. Mazlumların ahı, er ya da geç zalimin yakasına yapışacaktır. Zalimlerin kurduğu hiçbir düzen tarih boyunca ayakta kalmamıştır, bugün de kalmayacaktır.
“Zulmedenler, nasıl bir inkılapla devrileceklerini yakında bileceklerdir.” (Şuarâ, 227)
Bizler; adaletin, hakkın ve mazlumların yanında durmaya, zulüm kimden gelirse gelsin karşısında olmaya devam edeceğiz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur."