Haber Detayı
06 Aralık 2017 - Çarşamba 17:26
 
Felsefeciler, “Hukuk ve Adalet” kavramlarını masaya yatırdı
Felsefe alanında yaptıkları çalışmalarla adlarından sıkça söz ettiren Kayseri Erciyes Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü Başkanı Prof. Dr. Arslan Topakkaya ve aynı bölümün Bilim Tarihi Anabilim dalı Başkanı Doç. Dr. Mehmet Kasım Özgen, Bingöl Üniversitesinde düzenlenen konferansta ele aldıkları “Hukuk ve Adalet” kavramlarını masaya yatırdılar.
Bingol Sürmanşet Haberi


Bingöl Üniversitesi iki değerli felsefeciyi konuk etti. Fen Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü tarafından düzenlenen konferansta, Kayseri Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü Başkanı Prof. Dr. Arslan Topakkaya ve aynı bölümün Bilim Tarihi Anabilim dalı Başkanı Doç. Dr. Mehmet Kasım Özgen, “Hukuk ve Adalet” kavramlarını ele aldılar. Fen Edebiyat Fakültesi Konferans Salonunda düzenlenen etkinliğe Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Çiftçi, Felsefe Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hüseyin Çaldak, akademik personel  ve çok sayıda öğrenci katıldı.

 Prof. Dr. Topakkaya ve Doç. Dr. Özgen, adaletin hukukla ilişkisini Batı ve Doğu kültürlerinin yaklaşımları bağlamında tartıştılar. Prof. Dr. Topakkaya, Platon’un ve Aristo’nun fikirleri üzerinden Batı medeniyetinin konuya yaklaşımını irdelerken, Doç. Dr. Özgen, Farabi’nin yaklaşımları üzerinden Doğu ve İslam medeniyetinin konuya bakış açısını yorumladı.

Felsefe tarihinde Platon ve Aristo’nun iki kurucu baba olarak önemine işaret ederek sözlerine başlayan  Prof. Dr. Topakkaya, “Ancak Platon’un ve Aristo’nun konuya ilişkin yaklaşımlarını iyi anladığımızda sağlıklı bir yorum yapabiliriz. Günümüzde hâlâ aşılamayan bu iki önemli filozof, hukuk ve adalet kavramlarına ilişkin kendilerinden sonra ileri sürülen bütün düşünceler üzerinde şu ya da bu şekilde etkili olmuşlardır” dedi.

“Sorunlu bir insanın politikayla uğraşması doğru değildir”

 Klasik felsefe geleneğinde ethika ve politika arasında sarsılmaz bir bağın var olduğunu ifade eden Prof. Dr. Topakkaya, “Eğer politika ile uğraşacaksanız, etik anlamında mükemmel olmasanız bile tekâmül yolunda ilerleyen bir insan olmanız gerekir. Etik anlamda sorunlu bir insanın politikayla uğraşması doğru değildir. Maalesef aydınlanmayla beraber bu ilişkinin koptuğunu söylemek mümkündür. Bugün yeryüzünde politik bağlamda ortaya çıkan birçok sıkıntının altında da etikle politika arasında olması gereken sarsılmaz bağın zayıflaması yatmaktadır.  Adalet, hayatımızın merkezinde yer almaktadır. Cuma hutbesinin sonunda Nahl Suresinin 90. ayeti okunuyor: “Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.” Esasında dindar bir insansanız da değilseniz de adalet hayatınızın merkezinde olmak durumunda. Kaldı ki siyasetle uğraşıyorsanız bunun tamamen böyle olması gerekiyor” diye konuştu.

 

“Güç kavramının ne olduğu üzerine evrensel bir uzlaşı yoktur”

Platon felsefesinin bir kavramlar felsefesi olduğunu dile getiren Prof. Dr. Topakkaya, “Politeia’nın beşinci kitabında adalet kavramıyla ilgili tartışma sürdürülür. Sokrates, adalet kavramının ne olduğunu öğrencilerine sorarak başlar. İlk cevap ‘Adalet güçlünün istediğini yapmasıdır.’ şeklinde gelir. Güç kavramının ne olduğu üzerine evrensel bir uzlaşı yoktur. Dolayısıyla adaletle güç arasında doğrudan bir ilişki yoktur. Keşke güçlü insanlar daima adil insanlar olsa. Tarih bize güç ile adalet arasında ters orantı olduğunu göstermektedir. Bu gerçekten hareket eden Sokrates, tekrar ‘Adalet nedir?’ diye sormaya devam eder. Kephalos’tan ilginç bir cevap gelir: ‘Adalet doğruyu söylemek ve insanın üzerindeki borçları vermesidir.’ Bu ifadeyi bir insanın başkasına borcu olarak da anlayabiliriz ama antik dünyanın anlam dünyasında Kephalos’un borç ile kastettiği, insanların Tanrılara vaat ettikleri adakları yerine getirmesidir. Sokrates bu tanıma da itiraz eder. Öncelikle doğrunun ne olduğuna ilişkin bir ittifak söz konusu değildir. Ayrıca her insanın tanrıya borcu farklı farklı olacaktır. Dolayısıyla Sokrates, Kephalos’un tanımının, herkesi bağlayıcı bir tanımlama olamayacağını söyler” şeklinde konuştu.

“Ahlaklı olmadığı halde ahlaklıymış gibi hareket eden insanlar var

 Bugüne de bakan yüzüyle bu tespiti genişletebileceğini vurgulayan Prof. Dr. Topakkaya,   “Dindar olmadığı gibi dindarmış gibi davranan insanlar vardır. Ahlaklı olmadığı halde ahlaklıymış gibi hareket eden insanlar vardır. Yani problem günümüzde de sürmektedir. Sokrates genel bir adalet tanımı vermeye geçmeden önce bir tespitte buluyor: ‘Adalet, sonuçları itibariyle değil bizzat adalet olduğu için değerlidir.’ Bundan sonra Sokrates ve öğrencileri ortak bir adalet tanımında buluşurlar: ‘Adalet, herkesin kendi üzerine düşeni yapması ve aynı zamanda kendi payına sahip olmasıdır.’ Yani adalet, herkesin hak ettiklerini elde etmesi ama sorumluluklarını da yerine getirmesidir. Aristo, mutlak manada adaletle hareket etmesi gereken üç sınıftan söz eder. Bunlar adil olmazsa toplumsal barışı korumak asla mümkün değildir. Bu sınıflardan ilki devlet başkanı ve devleti yönetenlerdir. Devleti yönetenler neden adil olmak zorundadır? Çünkü yöneticiler toplumsal nimetleri dağıtan kimselerdir. Görevlere atayan, payeler veren hep onlardır. İkinci sınıf yargıçlardır. Yargılanan birini suçlu ya da suçsuz ilan etme yetkisi yargıçlardadır. Zanlıları hapse atma ya da beraat ettirme yetkisi onlardadır. Üçüncü sınıf ise köylüler ve üreticilerdir. Mahsullerini ve sattıkları her çeşit ürünü temiz, sağlıklı ve olması gereken kalitede üretmek yani sahtekârlık yapmamak ve helalinden satmak onların sorumluluğundadır. Sağlıklı ve helal ürünlerle beslenen insanlar sağlıklı düşünebilir. Ancak sağlıklı düşünebilen insanlar adaleti tesis edebilir ifadelerini kullandı.

“Adalet gerçekten de zor bir problem”

Konferansın bir diğer konuşmacısı Doç. Dr. Mehmet Kasım Özgen ise Adaletin gerçekten de zor bir problem olduğunu ifade etti.  Adaleti insanın içsel huzurunu sağlayabilmesi olarak tanımlayan Doç. Dr. Özgen, “Adalet dediğimizde de estetik, hakikat gibi unsurları içeren yüzden mi bahsediyoruz yoksa yüzün parçası olan bir takım erdemlerden mi bahsediyoruz? Sokrates’in kötülük yapmaktansa kötülüğe maruz kalmayı tercih ederim ilkesini hatırlatmakta yarar görüyorum. O, adalet dediğinde iyi ile kötüyü ayırt etmekten söz ediyordu. Farabi, Platon’dan en çok etkilendiği hususlardan biri de budur; kötülükten kaçınmak anlamında adaleti yorumluyor. Adaleti iç huzur ile ilişkilendiren Farabi, adaletin, insanın çatışan duyguları arasında itidali yakalayabilmesi olduğunu söyler. Farabi, bütün eserlerinde ölçülülük, uyum, denge, kendini kontrol ve en sonunda da hayatın amacı olan mutluluk kavramını ortaya koyar. Adalet insanın içsel huzurunu sağlayabilmesidir. Felsefi pratik de böyle bir şeydir. Kendi içindeki çatışmaları bastıran ya da onları yok sayan değil, onlara çare arayan kişidir felsefeci. Dindar olmadığı hâlde dindarmış; adil olmadığı hâlde adilmiş gibi gösteren bir birey ya da toplum hâline gelmişsek, arka plandaki bu felsefi pratikleri kaçırmış olduğumuzu söyleyebiliriz. Nitekim adil insan, Farabi’nin bütün metinlerinde içindeki çatışmalara izin vermeyen bir figür olarak öne çıkar” şeklinde fikirlerini dile getirdi.

“Şehirde hukuk varsa adalet de var demektir.”

Aristo’nun adalet kavramını iyi bir yönetim nasıl olmalıdır sorusu çerçevesinde tartışırken Farabi’de gördüğümüzün iyilik ya da erdem sevgisi olduğunu söyleyen Doç. Dr. Özgen. “Farabi, adalet ve mutluluk kavramları arasında önemli bir ayrım görür ve mutluluk kavramı üzerinde durur. Mutluluk, insanın yaradılış amacıdır Farabi’ye göre. Mutluluğun ötesinde istenebilecek mutlak bir şey yoktur. İnsanın tanrıya ve kendine karşı ödemesi gereken en büyük borcu, mutluluğu elde etmesidir.  Peki, neden mutluluk adalete tercih ediliyor? Çünkü mutluluk eylemsel bir şeydir. Eylem düşünceden önce gelir. Farabi, mutluluğu eylem hâlinde bir şey olarak görür; adalet ise fikir anlamında, hukuk anlamında teoriktir. Aristo, adaleti şehirde aramaktadır. Şehirde hukuk varsa adalet de var demektir. Farabi’ye baktığımızda, bir fikir olarak adalet üzerinde durduğunuzda onu donuklaştırma ihtimalinden söz ederek; o hâlde adaletin asıl amacı olan bireysel ve toplumsal anlamda mutluluğu elde etme fonksiyonunu göz ardı etmiş olacağımızı düşündüğünü görüyoruz. Yani Farabi’nin düşünce sisteminde mutluluk merkezi bir kavramken adaletin periferide kaldığını söyleyebiliriz” dedi.

“Vicdan bizi adalete, adalet ise ahlaka götürüyor”

Doç. Dr. Özgen, sözlerini şöyle sürdürdü: “Farabi’de insan, hem fiziksel hem metafizik özellikleri olan bir varlıktır. Adaletin söz konusu olduğu alan metafizik alandır. İnsanın akıl ve iradesini kullanarak seçimler yapabildiği bir alandır metafizik alan. Dolayısıyla adalet insanın seçme gücüyle açığa çıkar. Doğal hukuk teorisini savunanların da söylediği şey budur. İnsanın özünde adalet, hem bir fikir hem de bir duygu olarak vardır. Adaletin duygu boyutu onu özlemektir. Duygudan söz ettiğimizde vicdandan da söz etmiş oluyoruz. Vicdan bizi adalete, adalet ise ahlaka götürüyor. Oradan da hukuka geçiyoruz. İnsanlar adalet talep ederler ama neden hiç adaleti özlemezler? Farabi, konunun bu boyutu üzerinde de durur. Ona göre insan ancak adaleti özlerse ve peşine düşerse değerlidir. Bir şeyin peşine düşebilmeniz için önce onun özleminin içinize düşmüş olması gerekir, tıpkı merak ve ilgi gibi… Merak tek başına yeterli değildir. Hatta ilginizi harekete geçirmeyen merak anlamsızdır. Aristo ve Platon’un felsefi görüşlerinden etkilenen ama bu iki kaynaktan bambaşka ve özgün yeni bir felsefe çıkartan Farabi, kanunların memleketten memlekete, zamandan zaman ve diğer koşullara göre değişebileceğine işaretle adalet kavramına kültürel bir bakış açısı ortaya koymuştur.”

 Konferans, dinleyicilerin konuyu açımlayan sorularına konuşmacıların verdiği cevaplar ile sona erdi.

Kaynak: (BSG) - Bingöl Sürmanşet Gazetesi Editör:
 
Etiketler: Felsefeciler,, “Hukuk, ve, Adalet”, kavramlarını, masaya, yatırdı,
Haber Videosu
Yorumlar
Anketler
REFERANDUMDA HANGİ OYU KULLANACAKSINİZ?
Ulusal Gazeteler
Gazeteniz
Puan Durumu
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Galatasaray
32
33
3
2
10
15
2
Medipol Başakşehir
30
25
3
3
9
15
3
Fenerbahçe
29
31
2
5
8
15
4
Göztepe
27
28
4
3
8
15
5
Beşiktaş
27
23
2
6
7
15
6
Kayserispor
27
23
2
6
7
15
7
Trabzonspor
25
31
4
4
7
15
8
Bursaspor
24
27
5
3
7
15
9
Sivasspor
22
20
7
1
7
15
10
Akhisarspor
19
20
6
4
5
15
11
Kasımpaşa
18
24
7
3
5
15
12
Alanyaspor
17
26
8
2
5
15
13
Yeni Malatyaspor
16
18
7
4
4
15
14
Osmanlıspor FK
14
22
9
2
4
15
15
Antalyaspor
14
15
7
5
3
15
16
Gençlerbirliği
12
19
9
3
3
15
17
Atiker Konyaspor
11
13
9
2
3
14
18
Kardemir Karabükspor
8
13
10
2
2
14
Özlü Sözler
Devletin hazinesi adalettir.


Konfüçyus
Bir Hadis
İslâm, güzel ahlâktır.


MEVLANA (R.A)
Bingöl Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Modül 2

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Modül 3

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Modül 4

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Modül 5

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı Haber Scripti Haber Sistemi Haber Paketleri